1) REKREASYON
Rekreasyon, yenilenme, yeniden yaratılma veya yeniden yapılanma anlamına
gelen Latince recreatio kelimesinden gelmektedir. Türkçe karşılığı
yaygın bir şekilde boş zamanları değerlendirme olarak kullanılmaktadır.
Bu ise, bireylerin yada toplumsal kümelerin boş zamanlarında gönüllü
olarak yaptıkları dinlendirici ve eğlendirici etkinlikler anlamını
taşımaktadir (Ozankaya, 1980, s.27).
Modern anlamda bir sosyal kurum, bilgiler topluluğu ve profesyonel bir
çalışma alanı olarak rekreasyon; işten bağımsız, kendi içinde değerli
olan, kişinin pek çok önemli ihtiyacını karşılayan, dolu ve mutlu bir
yaşam aracıdır.
Bu yaklaşımla rekreasyon, en yaygın olarak, insanların gönüllü olarak
boş zamanlarında katıldıkları ve kişisel olarak doyum sağladıkları
aktiviteler olarak tanımlanabilir (Edginton ve Ford, 1985, s.5).
Rekreasyon, anlamı, içeriği, ve kapsamı bakımından birçok aktiviteyi
içine almaktadır. Bunun sonucu olarak birçok tanımı ve açıklamaları
yapılmıştır.aşağıda bunlardan bazıları üzerinde durulmaktadır.
Genel anlamda rekreasyon, insanların boş zamanlarında eğlence ve tatmin
dürtüleri ile gönüllü olarak etkinliklere katılımı olarak
açıklanmaktadır (Sağcan, 1986, s.5). Rekreasyon, boş zaman içinde ve
onunla ilişkili eylem yada önceden planlanmış bir hareketsizlik anlamına
gelen serbest durgunluğu ad içeren eylemlerin tamamıdır (Akesen, 1978,
s.30). rekreasyon, insanların boş zamanlarında yaptıkları, zorunlu
çalışma faaliyetlerinden bağımsız olarak, kişinin boş zamanını serbest
olarak ve dilediği gibi kullandığı fiziksel gücünü onarmaya ve ruhsal
kapasitesini zenginleştirmeye yönelik zorunlu faaliyetlere karşıt,
özgürce seçilen ve fiziksel ve sosyal çevrenin değişmesi anlamına gelen
faaliyetler olarakda tanımlanmaktadır (KTB, 1989, s.4).
Rekreasyon, insanların temel ve çağdaş bir ihtiyaçları olarak
nitelendirilirken, insanın boş zamanı için değerli olan faaliyetleri
eğitimleri, imkanları ve danışmanlık hizmetlerinin tamamını
kapsamaktadır (John, 1956, s.18). Bayer’e göre rekreasyon, kişiyi hayata
bağlayan dinlendirici, eğlendirici, meşgul edici veya zevk verici olay
ve eylemleri yapmak veya bu etkinliklere katılmak suretiyle ruhen ve
bedenen bir canlılığı elde etmektir (Bayer, 1974, s.49).
Bir başka tanımlamada ise rekreasyon, bireyin mesleki, ailevi, toplumsal
ödevlerini yerine getirdikten sonra, bağımsız iradesiyle seçebileceği
bir seri dinlenme, eğlenme, bilgi ve becerilerini artırma ve kendini
yenileme uğraşılarına katılması olarak açıklanmaktadır (Gökmen, 1985,
s.28).
Rekreasyon kavramını daha kapsamlı olarak şu şekilde yapabiliriz:
İnsanın, yoğun açalışma yükü, rutin hayat tarzı veya olumsuz çevresel
etkilerden tehlikeye giren veya olumsuz etkilenen bedeni ve ruhi
sağlığını tekrar elde etmek, korumak veya devam ettirmek, aynı zamanda
zevk ve haz almak amacıyla, kişisel doyum sağlayacak, tamamen çalışma ve
zorunlu ihtiyaçlar için ayrılan zaman dışında kalan bağımsız ve
bağlantısız boş zaman içinde, isteğe bağlı ve gönüllü olarak ferdi veya
grup içinde seçerek yaptığı etkinliklere rekreasyon denir.(1)
Rekreasyon kavramının daha geniş açıklanabilmesi için şu tanımlayıcı
ifadeler kullanılmaktadır (Bucher, 1972, s.4):
1. Rekreasyon, boş zamanda yapılır. İş değildir. Kar gayesi taşımaz.
2. Rekreasyonda kişi; gönüllü olarak ve tamamen kendi arzusu ile
etkinliklerde bulunur.
3. Rekreasyon faaliyetleri, katılana zevk veren, mutlu eden ve
neşelendiren bir tyarzda olur.
4. Rekreasyon faaliyeti, kişisel ve toplumsal fayda sağlar.
5. Toplumsal değerlere aykırı değildir. Yemek yemek, uyumak gibi hayati
önem taşımaz.
Rekreasyonun özellikleri:
Rekreasyon, anlam, içerik, kapsam yönünden değişik özellikler
meydana getirmektedir. Ancak, rekreasyonun birçok araştırmacı tarafında
kabul edilen bazı temel özelliklerinden bahsetmek mümkündür. Bunlar
rekreasyonu, diğer faaliyetlerden ve kavramlardan ayıran temel
özelliklerdir.
Buna göre rekreasyonun temel özelliklerini şunlar
oluşturmaktadır(Tezcan, 1982, s.27; Günışık, 1963, s.18; Jenny, 1956,
s.17; Pamaya, 1979, s.17; Küçüktopuzlu, 1987, s.17; Sağcan, 1986, s.6).
1. Rekreasyon faaliyetlerinin seçimi gönüllü olmalıdır.
2. Faaliyetlere devam ve iştirak etme zorunluluğu bulunmamalıdır.
3. Rekreasyon, boş zamanda yapılır.
12. Rekreasyonun her kişiye göre bir amacı vardır.
13. Rekreasyonel faaliyetlerin katılımcıya kişisel ve toplumsal
özellikler kazandırması beklenir.
14. Rekreasyon, toplumun geleneklerine, törelerine, ahlaki ve manevi
değerlerine uygun olmalı ve sosyal değerlere ters düşmemelidir.
15. Rekreasyon, bir faaliyet yapılırken, ikinci veya daha fazla
faaliyetlerede de ilgi duyma veya gerçekleştirme imkanı verir.
16. Rekreasyon etkinlikleri, rekreasyonistler tarafından üstlenilir.
17. Rekreasyon eylemi, planlı veya plansız, beceri sahibi kişilerle veya
beceri sahibi olmayan kişilerle yada organize veya organize olmamış
mekanlarda yapılabilmektedir.
18. Rekreasyon, rekreatif etkinliklere katılma sonucu orte-aya çıkan bir
deneyimdir.
2)ÇEVRE
Çevre, canlıları çevreleyen, onları etkileyen ve onlardan etkilenen
tüm aktörlerin toplamıdır.(2)
Genel bir tanımla çevre, insan faaliyetleri ve canlı varlıklar üzerinde
hemen yada süre içerisinde dolaylı yada dolaysız bir etkide
bulunabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal etkenlerin
belirli bir zamandaki toplamı (Keleş ve Hamamcı, 1993, s.21) veya insan
ve diğer tüm canlı varlıkları ile birlikte, doğanın ve doğadaki insan
yapısı öğelerinin bütünü olan çevre (Altuğ, 1990, s.9), her iki yönüyle
de, yani hem doğal çevre hem de insan yapısı çevre olarak insanoğlunun
esenliği ve temel insan haklarından yararlanulması için ve hatta,
hayatın kendisi için gerekli görülmektedir.
Burada doğal çevre, doğal etki ve güçlerin oluşturduğu, taratılmış,
insan müdahalesine maruz kalmamış veya bütün bir müdahalenin henüz
değiştiremediği doğal varlıkları ifade etmektedir.
Yapay çevre ise, insanlığın varoluşundan bugüne kadar süregelen
sosyo-ekonomik evrim sürecinde, doğal çevreden de yararlanarak insan
eliyle oluşturulan değer ve varlılardır. Yapay çevre, doğal çevreden
yararlanabildiği ölçüde gelişmiştir. Bu gelişim, sosyo-ekonomik ve
teknolojik değişme ve gelişmeler paralelinde, doğal çevre aleyhine
işleyen insan-doğa ilişkisine ortam hazırlayarak çevre sorunlarının da
oluşmasına neden olmuştur (Altuğ, 1990, s.10).
Çevre, insanı etkileyen tüm dış ortam yada şartları içermektedir. Bir
anlamda organizmanın gelişme ve hayatını etkileyen etkenler ve tüm dış
koşulların toplamıdır. Bu durumda çevre; doğal kaynaklarıda içeren
işlenmiş yada işlenmemiş, yapılanmış yada yapılanmamış doğa ve maddi
kültür öğelerinin birlikte oluşturduğu bir ortamdır. Ve genellikle yedi
türlü çevreden söz edilmektedir (Gürpınar, 1993, s.77).
Bunlar:
1. Bir yerleşim, iklimsel, yapay yada doğali fiziki ve coğrafi
unsurlarla belirlenen fiziki çevre.
2. Doğal öğelerin bir arada yer almalarıyla oluşan doğal çevre.
3. Tarihi yapıların yoğun olarak yer aldığı mekanlar olarak tarihi
çevre.
4. İnsanların yaşadığı ortamdaki psikolojik durumlardan oluşan
psikolojik çevre.
5. Birlikte yaşamdan doğan toplumsal çevre.
6. Kentlerde oluşan yapay çevre.
7. Çalışma şartları, gelir durumlarının oluşturduğu ekonomik çevre.
3) REKREASYON VE ÇEVRE İLİŞLKİSİ
Rekreasyon ve çevre ilişkisi, insanların monotonluktan, sıkıcı bir
şehir hayatından ve hareketsizlikten kaçış olarak, özellikle açık
alanları rekreatif etkinliklerinde tercih etmeleri sonucu daha belirgin
ortaya çıkmaktadır.
Rekreasyon etkinlikleri, etkinlik çeşidine göre, değişik çevrelerde bir
çok ekolojik bozulmalara neden olabilmektedir(Yıldızcı, 1976, s:13).
Örneğin kıyı bölgelerde ve göl kenarlarında, birçok kimsenin barınmadı
ve etkinlikte bulunmaları sonucu sahil kumları, otomobil ve insan
çiğnemeleri sonucu erozyon başlatmakta ve kumlar tarım arazilerine
akarak, onların verimsizleşmelerine neden olmakta, aynı zamanda göllerde
olumsuzluklara yol açmaktadır.
Rekreasyon etkinliklerinin çevreye olan en olumsuz sonuçları kuşkusuz
ateş ve çöp olarak kendini göstermektedir. Dikkatsiz ve kontrolsüz
yakılan bir ateş güzel bir doğa parçasını içindeki bütün canlılarıyla
beraber korkunç bir şekilde yok edebilmektedir.
Çöp ise, özellikle sportif amaçlı yapılan rekreatif etkinliklerde büyük
bir sorun teşkil etmektedir. Sporcularda, gelişmemiş çevre bilinci
doğayı bir çöplüğe dönüştürebilmektedir.
Özellikle, dağcılık sporunda, ana kamp yerleri bir çöplüğü
andırmaktadır. Sporun, genellikle doğadaki olumsuz etkilerini, su
sporları yapan sporcuların seyircilerin nehirlere, ırmaklara, göllere
verdikleri zarar, kış sporları yapan sporcu ve seyircilerin ormanlara ve
dağlara verdikleri zarar ile doğaya yönelik kitle veya sağlıklı yaşam
sporlarını yapan insanların oluşturdukları zararlar olarak gösterdiği
söylenebilir.
Ancak, sporcuların büyük bir kısmı bu konuda, çevreye karşı duyarlı ve
kendilerini doğaya karşı çok yakın hissederek, doğanın korunması ve
bozulmadan öyle kalmasına önem vermektedirler. Almanya’da 1986yılında
yapılan bir araştırma, bu yöndeki kanaatları desteklemektedir. Araştırma
ayrıca su sporlarıyla uğraşanların kış sporlarıyla uğraşanlara oranla
doğaya karşı daha bilinçli olduklarını da ortaya koymaktadır(Şipal,
1987, s.12).
Rekreasyon ve çevrenin olumsuz ilişkisine bir diğer örnek, boş zamanını
avlanmakla geçirmek isteyen insanların, bilinçsizce bu işi yapmaları
sonucu, hayvanların neslinin yok olmasına kadar giden bir doğa
tahribatına yol açmalarıdır. Mevsim dışı ve uygun olmayan yöntemlerle
yapılan avlanmalar, canlılara büyük zarar vermektedir.
Büyük Dünya Savaşlarını yaşayan ve savaş sonrası açlık tehlikesi ile
karşı karşıya kalan insanlık, bir taraftan artan dünya nüfusu ve gelişen
teknoloji ile birlikte yeni sorunların sahibi olurken diğer taraftan da
içinde bulundukları gaflet uykusu ile denizlerin ve iç suların
kirlenmesini, bunların doğurduğu sorunların büyümesini görmezlikten
gelmişlerdir.
Bu vurdumduymazlık ve gaflet uykusu yüzünden denizlerde 15-20 yıl önce
başlayan hızlı kirlenme sebebiyle elde edilen su ürünleri miktarı,
büyüyen dünya nüfusuna orantılı olarak büyük azalma göstermiştir.
Ülkelerin biraz daha fazla su ürünü elde edebilmeleri için aşırı ve
bilinçsiz avcılıklarının yanı sıra birbirlerinin sularını ihlal eder
duruma gelmeleri ve hatta bu konuda ülkelerarası soğuk savaşların
başlaması aşamasına vardıkları gözlenmektedir. Oysa denizler insanlığın
ortak malı olmalıdır ve su ürünleri de ülkeler arasında aynı oranda
paylaşılmalıdır.
Ancak 1940 ve 1950'lerden sonra oluşturulan Milletlerarası Deniz Hukuku
ile Milletlerarası ilan edilen sahaların dışında bu konunun
uygulanmadığı açıkça görülmektedir.
Ülkemize gelince; Diğer ülkelerde olduğu gibi sularımızın kirlenmesi,
artan nüfus, gelişen teknoloji, bilinçsiz ve aşırı avlanmanın etkisiyle
sürerken; Yurdumuzdan geçen akarsuların doğduğu ülkeler ve denizlerimize
komşu ülkelerin de kirletmeye katılmaları ile sularımıza yansıyan
kirlilik daha fazla artarak sürmektedir. 15 - 20 yıl önce tüm Dünya
denizlerinin kirlenmesiyle başlayan Ülkemiz denizlerinin kirlenmesi
yukarıda sözünü ettiğim nedenlerden dolayı ve komşu ülkelerin de olumsuz
etkileri ile daha da hızlanmış ve artmıştır. Sahip olduğumuz denizlerin
kapalı özellik taşıması da kirlenmeyi had safhaya vardırmaktadır.
Rekreasyonun çevreye olumlu katkıları da bulunmaktadır. Bunlar;
1. İnsanların boş zamanlarını olumlu etkinliklerle değerlendirebilme
bilincine ulaşmaları belirli bir eğitim almalarını gerektirmektedir. Bu
eğitim ise, kişilere, boş zamanlarını çevreye zarar vererek değil,
bilakis çevreyi koruyarak ve zenginleştirerek değerlendirmesi
davranışını kazandıracaktır.
2. Rekreasyonistlerin doğada beslenme artıklarından diğer canlılar
istifade etmektedirler. Burada çöp ile doğada kaybolacak yada canlıların
yiyebilecekleri artıkları ayırmak gerekir.
3. Çevrenin rekreasyon amaçlı kullanım talebinin artması sonucu kent içi
veya kent dışı yeni düzenlemelere gidilmesi ihtiyacını doğurmaktadır.
Kent içinde, düzgün, amaca uygun ve çevre güzelliğine katkı sağlayacak
parklar, yeşil alanlar, oyun ve spor sahaları gibi yerler yapılacaktır.
Kent dışında ise, doğanın korunması daha dikkatli olacaktır. Bu amaçla
yasal düzenlemelerle beraber, vahşi doğanın korunması, rekreasyonistler
için belirli bölgelerin düzenlenmesi gibi uygulamalar yapılacaktır.
Milli Parklar çoğaltılacak ve doğal yaşam denetim altına alınacaktır.
Nitekim, Türkiye’de ilk milli parkın 1958 yılında ‘’Yozgat Çamlığı Milli
Parkı’’ olarak açılmasından (Akesen, 1984, s:68) bu yana milli parklar,
1992 yılı sonu itibariyle 21’e, 1993 yılı sonu itibariyle 27’e (İpek
Yolu, 1994, s.24), 2001 yılı itibariyle 31’e ulaşmıştır. Ayrıca, Tabiat
parkı sayısı 12 ve Tabiatı Koruma Alanı sayısı ise 32’dir. Tabiat
anıtlarını sayısı 54, Özel çevre Koruma Alanları sayısı 12’dir.
İnsanların her gün artan açık hava rekreasyon ihtiyaçlarını karşılamak
için, estetik ve rekreasyonel kaynak değerlerine sahip orman parçaları,
koruma-kullanma dengesi içersinde ‘’kamping’’ ve ‘’mesire yeri’’ olarak
açılmaktadır. Türkiye’de 1993 yılı sonu itibariyle bunların sayıları 415
kadardır. Milli Park, Tabiat Parkı ve orman içi dinlenme yerlerinden
yılda 15 milyon kadar insan yararlanmaktadır (İpek Yolu, 199. s.25).
(1) Karaküçük
Doç. Dr. Suat-Rekreasyon Kitabı, s.54, Baskı 1997
(2)
Tuzcuoğulları E.Barbaros, Yüksek Lisans Tezi, G. Ü. Sağlık Bilimleri
Enstitüsü, s.42, Ankara-1996