Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
11-TOPLUMSAL SINIFLAR VE SPOR
Sınıf, genellikle, aynı
ekonomik güce sahip olan, yaşam tarzları birbirine
uygun, kendilerini aynı durumda gören ve belirli bilinç
düzeyine erişen, ortak çıkarları olan insanlardan
oluşmuş topluluğu denir (4, 501). Her sınıfın kendine
özgü bir hayat stili vardır. Hayat stili deyince bundan,
doğuştan önce gösterilen ihtimamları, vücut ve yüz
süslerini, davranışları, jestleri, konuşma örneklerini,
elbise türleri ve vasfını, konut tiplerini,
mesleklerini, eğitim derecesini aile hayatı örneklerini,
dini inançları, okuma alışkanlıkları, yayın programları
üzerindeki zevkleri, siyasal bağlantıları ve fikirleri,
cinsi ahlak standartlarını ve diğerlerini anlamak
gerekir (1, 322).
Yaşam şekilleri farklı
olan kişilerin davranışları, ilgileri ve istekleri de
doğal olarak faklılık göstermektedir. Kişilerin içinde
bulunduğu sınıfın özelliklerini kavraması ve buna uygun
hareket etmesi sınıf bilincinin olduğunu gösterir. İşte
sınıflar arasındaki sosyal mesafeyi belirleyen şey de bu
sınıf bilincidir.
Mantıksal anlamda sınıf,
belirli özelliklere sahip olan kişilerden oluşan bir
kategoridir. Başka bir deyişle, bir toplumsal sınıftan
söz edebilmek için, gerçek toplumsal grupların bir makro
grup oluşturmaları ve bu grubun, birlik ve bütünlüğünü
çeşitli yollarla kanıtlaması gerekir. Bu birliğin
kanıtlanması, ortak çıkarlara dayalı bir eylemsel birlik
veya yalnızca, kollektif eylemlerin öngörülebilmesini
mümkün kılacak düzeyde yeterli ve nesnel bir toplumsal
konum benzerliği olabilir (11, 259). Kuşkusuz her makro
grup bir sınıf olarak ele alınamaz. Günümüzde yaşanan
sanayileşme şehirleşme sürecine bağlı olarak, sınıflar
arasındaki farkların giderek azaldığı kabul
edilmektedir. Ancak bu gelişmiş uygar ülkelerde yaşam
standardının yükselmesi ve siyasal iktidarlarca
uygulanan politikalara bağlıdır. Ülkemizde ise plansız
olarak yaşanan sanayileşme ve çarpık kentleşme sınıflar
arasındaki farklığı azaltmak bir yana katlanılmaz hale
getirmektedir.
İlk çözümlemede, bireysel
bir olgu olarak beliren spor giderek toplumsal bir
nitelik kazanmıştır. Yadsınamayacak, hafife alınamayacak
bir gerçek olarak karşımıza dikilmiştir. Sosyal ve
politik olaylardan soyutlanamayacak şekilde bir içiçelik
göstermektedir. Günümüzde ilgi alanı geniş kitlelere
ulaşan spor, giderek çoğunluğun edilgen olduğu bir kitle
uğraşı olmuştur (2, 7). Bireylerin nasıl ve hangi
derecede sporla ilgilendikleri onların sosyal
karakteristik yapılarıyla yakından ilişkilidir. Alt
sınıfa ait kişiler spor olaylarına aktif katılanların az
bir bölümünü oluşturmaktadır. Araştırmacılar, ideolojik,
politik yapı, sanayileşme derecesi ve kültürel
farklılıklar gösteren değişik toplumlarda spordaki sınıf
etkisini incelemişlerdir (5, 181).
Sporu kimlerin kontrol
ettiğiyle ilgili detay çalışmayı yapan Gruneau,
profesyonel takım sporlarının sahiplerinin çoğunun büyük
şirketlerin yöneticileri olduklarını tespit etmiştir.
Karşılıklı görüşmelerden ve kütüphane kaynaklarından
yaptığı analizlerden Kanada Futbol ligi ve Ulusal Hokey
Ligindeki takımların yöneticilerinin finans, ticaret,
nakliyat ve ekonomi sektörünün iletişim bölümlerinde
benzer konumlarda kişilerin olduklarını görmüştür.
Benzer şekilde ulusal ve uluslararası olimpiyat komitesi
üyeleri de yüksek sosyal tabakayı karakterize ederler
(3, 23).
Belçikada yetişkinler
arasında spor uğraşının ülkenin sınıf yapısıyla doğrudan
ilgisi vardır. Özellikle kayak, golf, tenis ve eskrim
branşları ile ilgili olanlar yüksek sosyal tabakadan
oluşmaktadır. Buna karşıt olarak cimnastik, atletizm,
judo, boks, futbol ve hentbol düşük sosyal tabakada daha
popülerdir (9, 438). İkinci dünya savasından önce
Japonya'daki bütün ulusal ve uluslararası şampiyon
sporcuların kolej mezunları olduğu ortaya çıkmıştır (10,
12). Nowak Polonyalı elit boksörlerin %70'nin üzerinde
köylü ve aydınlar sınıfından değil de çalışan sınıf
çevresinden oluştuğunu tespit etmiştir (7, 142). Pavia
1972 yılında Avusturya Olimpiyat takımından 174 erkek ve
bayanın sosyal sınıf geçmişlerini analiz etmiştir. Bu
sporcuların %60'nın üç üst sosyal sınıfa ait olduğunu
görmüştür (8, 17). Mc Kay ve Pearson 1982 Genel Sağlık
Oyunlarına katılan 219 Avusturyalı sporcunun sınıfsal
geçmişlerini araştırdığında, sporcuların çoğunun yüksek
sosyo-ekonomik sınıftan ve çoğunluğun erkek olduğunu
tespit etmiştir (6, 302). İngiltere ve Yeni Zelandada
elit sporcularla yapılan çalışmalarda profesyonel ve
yüksek konumdaki ailelerin çocuklarının sportif
alanlarda daha fazla temsil edildiği vurgulanmıştır.
Ülkelere göre sporlarını karşılaştırırsak, cimnastik
Belçika'da alt sınıfta, Batı Almanya'da orta sınıf ve
Amerika'da üst-orta sınıfta yaygındır (5, 182). Tüm
idealist arzu ve uğraşlara rağmen ülkelere göre
değişiklik göstermesine rağmen spora katılımın sınıfsal
koşullarla sınırlı olduğu görülmektedir. Ülkemizde spora
katılımın sınıfsal analizleriyle ilgili araştırmalar
bulunmamaktadır. Ancak sınıflar arasındaki sosyo-ekonomik
durum dolayısıyla yaşam standartlarının arasındaki
uçurumun giderek arttığı en yetkili ağızlarca ifade
edilirken bunun spora katılıma da yansıyacağı
şüphesizdir. Bu koşullarda spor ülkemizde bir lüks
olarak gözükmektedir.
Spor halen artan bir
şekilde tüm sosyal kümelerden katılımcılar çekerken,
bazı sporlara belirli katmanlarca hakim olunmuştur.
Sınıfsal ölçüt belirli spor faaliyetleri fırsatlarını
elde etmeyi ve bu sporları yapmayı kontrol ediyor gibi
gözükmektedir. Bir toplumda şayet sosyal eşitsizlik
varsa, birçok birey genellikle yukarıya doğru mesleksel
bir hareketlilikle yaşantılarını ve hayatta kalma
şanslarını iyileştirmek için uğraşırlar (5, 183).
Amerika'da zencilerin basketbol ve atletizmdeki
başarıları bu çabanın en iyi örneğidir. Ülkemizde de
futbol bu şansı yaratmaktadır.
Spor yapmanın yukarıya
doğru sınıf atlamayı kolaylaştırdığı konusunda en az
dört hipotez vardır. ilk olarak liseli atletler,
seçilmeye hak kazanmak için en azından asgari bir
akademik düzey tutturmalıdırlar. Böylece bir spor bursu
kazanarak üniversite okuma şansını artırabilirler.
İkinci şekil bazı sporlarda (tenis, kayak vb) doğrudan
bir profesyonel eğitim programına katılmakla olabilir.
Bu aşamayı başarıyla geçenler çok az bir formal eğitime
sahip olup, çok büyük paralar kazanabilmektedir. Üçüncü
şekil ise sporda veya spor dışındaki etkili isimlerle
ilişki kurabilme olasılığıdır. Yukarı doğru sınıf atlama
mekanizmalarından sonuncusu da muhtemel orta sınıf
tavırlarını, davranışlarını ve sosyal becerilerini
öğrenmeleridir ( 5, 184). Ancak sayıca çok az bir sporcu
profesyonel veya olimpik düzeyde spor kariyerine
ulaşabildiği için sınıf değiştirmek amacıyla yoğun spor
uğraşı içine girenlerin pek çoğu hayal kırıklığına
uğrar. çok az sayıda eski sporcu, yönetici, antrenör,
teknik direktör veya menajer olarak spor dünyasında yer
alır. Pek çoğu ise sporun dışında yaşamlarını devam
ettirecek iş olanakları ararlar. Bunlar eğer spor
yaptıkları süre içinde bir yandan yeterli eğitim
almamışlar ya da iş deneyimi kazanmamışlarsa düşük bir
gelirle istemedikleri bir yaşam tarzını kabullenmek
zorunda kalırlar. Sonuç olarak sosyal eşitsizlik
sınıfların spora katılım şekli ve düzeyini
belirlemektedir.
KAYNAKLAR
|

