|
5- TOPLUMSAL ROL VE TOPLUMSAL STATÜ
Her kişi yaşadığı toplumda bir yere sahiptir.
Kişilerin toplumda bulundukları bu yer veya
mevkiye toplumsal statü, bu statüye bağlı
olarak elde ittikleri hak ve görevlere de
toplumsal rol denir. Statü onu işgal eden
kişiden ayrıdır ve her toplumsal statünün
mutlaka bir rolü bulunur.
Statü bize, başkalarıyla
karşılaştırıldığında, kişinin sosyal yerinin
neresi olduğunu anlatır. Oysa sosyal rol bize
kişinin ne yaptığını anlatır. Sosyal rol ne
geçicidir ne de kurgusaldır. Sosyalizasyon
sürecinde öğrenilir. Kişinin katıldığı çeşitli
gruplarda oynanır ve bireyin sosyal
kişiliğinde içselleştirilir. Sosyolojik bakış
açısından, sosyal kişilik, bireyin oynadığı
tüm rollerin toplamıdır (1 , 94). Kişiler
toplum içinde pek çok değişik statüye aynı
anda sahip olabilirler. Örneğin bir kişi hem
annelik hem öğretmenlik hem de bir vakıf
başkanlığı statüsüne sahip olabilir. Her
birine bağlı olarak da elde etmiş olduğu
haklar ve sorumlu olduğu görevler
bulunmaktadır. Konuya sporcu açısından
baktığımızda bir kişi hem sporcu, hem öğrenci
hem de evlat statüsünde olabilir. Sporcu
statüsüne bağlı olarak, toplumda örnek insan
davranışları sergilemesi, antrenmanlarına
düzenli devam etmesi, müsabakalarda kendinden
beklenen teknik, taktik ve performansı
sergilemesi gibi görevleri vardır. Bunun
yanında da spor alanlarına ücretsiz girme,
spor malzemelerinin kulübü tarafından
karşılanması, genel giderlerini karşılayacak
bir miktar para alması gibi hakları bulunur.
Öğrenci olarak ise uygun davranışlar
göstermesi, uygun kıyafet giymesi, derslere
devam etmesi ve çalışması gibi görevleri
bulunmakta bunun yanında da okulun araç
gerecinden yararlanma, yol, sinema, tiyatro vb
durumlarda indirimli ödeme yapma gibi haklara
sahip olmaktadır.
Sosyal statülerin bir
özelliği de şudur: Her statü bir başka statü
ile hatta statülerle ilişkili olmak zorundadır
(2, 525). örneğin öğretmenlik statüsü mutlaka
öğrencilik statüsüne, antrenörlük statüsü
sporculuk statüsüne gereksinim duyar.
Statüler atfedilen
statüler ve sonradan kazanılan statüler olarak
ikiye ayrılır. Kazanılan statüler, bireyin
çabaları sonucunda elde etmiş olduğu
statülerdir. Meslek statüleri sonradan
kazanılan statülerdir. Sporculuk, ister meslek
olarak, isterse de başka amaçla yapılmış olsun
kazanılan bir statüdür. Atfedilen statüler ise
bireyin denetimi dışında toplumun değerlerine
bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Irk, din, yaş,
cinsiyet, soy atfedilen statü
örneklerindendir. Gelişmiş, çağdaş toplumlarda
kazanılmış statüler önemli iken, gelişmemiş
toplumlarda atfedilen statülerin önemli olduğu
görülmektedir.
Herhangi bir bireyin,
bir ailenin veya herhangi bir sosyal
kategorinin sosyal statüsü yargılanırken şu
ölçütler kullanılmaktadır. Soy, ana babanın
şöhreti, ailenin o yerde yaşama süresinin
uzunluğu, doğumun meşruluğu veya gayri
meşruluğu, servet, kişinin hizmet ettiği
işlevsel yararlılık, eğitim basamaklarının
sayısı ve çeşidi, din, biyolojik karakterler
(cinsiyet, yaş, güzellik standartları). Ancak
bu ölçütler tek başlarına yeterli değildir,
birlikte ele alınmalıdır (1, 32).
Kişinin sahip olduğu
statü sayısı ne kadar çok gruba girerse o
kadar artar. Ama kişi yine de temel bir
statüye sahiptir. Bu statüye anahtar statü adı
verilir. Kişinin anahtar statüsü, toplumun en
çok önem verdiği yada en çok ilgi gösterdiği
statüsüdür. Bu anlamda sporculuk günümüzde
anahtar statü olabilmektedir. Eğer bir hekim
400m rekortmeni ise, bir işletmeci birinci
ligde futbol oynuyorsa, ya da bir avukat
ulusal halter takımında ise insanlar onu
sporculuk yönüyle kabullenmekte ve
önemsemektedir. Artık aileler çocuklarını
severken “Oğlum büyüyünce doktor olacak demek
yerine, oğlum büyüyünce futbolcu olacak”
demeye başlamıştır. Statü ayrıca ne kadar az
kişi tarafından elde edilir durumda ise o
kadar önemli olmaktadır. Örneğin başbakanlık,
cumhurbaşkanlığı ya da dünya şampiyonluğu tek
bir kişi tarafından işgal edilebilir. Bu
nedenle çok önemli ve itibarlı statülerdir.
KAYNAKLAR
1-Fichter, J.
Sosyoloji Nedir, çev: çelebi N. , Atilla
Kitabevi, ANKARA, 1994
2-Kızılçelik, S. , Ergen, Y. , Açıklamalı Spor
Sözlüğü, Saray Kitabevleri, İZMİR, 1996
|