8- TOPLUMSAL İLİŞKİLER
VE SPOR
Toplumsal yaşam sosyal
ilişkilerden oluşur. Sosyal kelimesi Latince
Socius sözcüğünden gelmektedir ve sözlük
anlamı birliktelik, birlikte oluştur. İnsanlar
birlikte oluşlarının kaçınılmaz sonucu olarak
karşılıklı bir takım ilişkilerde bulunurlar.
Bu ilişkiler çok çeşitli ve karmaşıktır.
Kısaca toplumsal ilişki kişiler veya guruplar
arasındaki etkilenişimdir.
Sosyal ilişkiyi daha
yakından analiz edersek, sosyal rollerin
sosyal ilişkilerin birer düzenleyici
mekanizması olduğunu görürüz. Kişiler sosyal
rolleri sayesinde ve içinde, birbirleriyle
eylemde bulunurlar ( 5, 97). Sosyal ilişkiler
konusunda anlaşılır çözümlemeleri olan Max
Weber'e göre, bir ilişkinin sosyal nitelikli
olabilmesi için aşağıdaki özellikleri taşıması
gerekir (6, 496).
1-En az iki insan arasında olması
2-Bir zaman süresi içinde devam etmesi
3-En az iki kişinin birbirinden haberdar
olması
4-İlişkinin ortak bir anlam taşıması
5-İnsanlar ilişki içinde iken karşılıklı
etkileşim halinde olması
6-Kişilerin ortak ilişkilerine kendilerinin
birer öznel anlam vermeleri.
Toplumsal ilişkiler
niteliklerine göre insanları birleştirici veya
ayırıcı özellik gösterebilirler. Özel olabilir
veya özel olmayabilirler. Ekonomik veya siyasi
olabilirler. Dostça veya düşmanca olabilirler.
Hem fiziksel hem zihinsel boyutlara
sahiptirler. İnsanlar olgunlaştıkça giderek
toplumsal ilişkilerin önemini anlar ve
toplumsal ilişkiler geliştikçe toplumu bir
arada tutan bağlar da gelişir.
Sosyal ilişkiler oldukça
mekanik bir olay gibi düşünülse de, her sosyal
ilişkide insanları etkileyen çeşitli faktörler
mevcuttur. Her sosyal ilişki sosyal, kültürel,
biyolojik psikolojik ve ekolojik faktörlerin
etkisinde kalır (4, 111). Toplum, sosyal
varlıkların karşılıklı olarak birbirlerini
tanımaları, kabul etmeleri şartıyla, hareket
etmeleri halinde var olabilir ve böylece
beliren ilişkilere sosyal ilişkiler adı
verilir (3, 158) Sosyal ilişki, kişinin veya
grubun kendi dışındaki diğer kişi ve grupların
davranış şekillerini ve beklentilerini hesaba
katarak sürdürdüğü ilişkiye dayalı
etkilenişimdir (2, 27).
Toplumsal ilişkiler
toplumda hem yazılı hem de örf, adet gibi
yazısız hukuka göre gerçekleşir. Toplumdaki
bazı kurumlar ise sosyal ilişkilerin gelişip
güçlenmesini kolaylaştırır. Dil, eğitim, din
gibi spor da bu kurumlardan biridir. Spor
özellikle barışçı olma niteliği ve
uluslararası değişmeyen kuralları nedeniyle,
ayni toplumdaki insanlar ve gruplar arası
sosyal ilişkiler yanında diğer toplumlardaki
insanlar ve gruplarla kurulan sosyal
ilişkilerin gelişip güçlendirilmesinde de
olumlu etkiye sahiptir
Toplumsal ilişkiler çok
farklı biçimlerde ortaya çıkmasına rağmen
sosyologlarca belirli gruplandırmalar
yapılabilmiştir. Yarışma (rekabet), uyuşma
(uyarlanma), yardımlaşma (işbirliği),
diyalektik (karşıtlık) ve çatışma. Spor bir
toplumsal olay olarak ele alındığında bu
gruplandırılan toplumsal ilişki tiplerinin
hepsini görmek mümkündür. Yine de bağlayıcı ve
olumlu süreçler olarak kabul edilen yarışma
tipi, yardımlaşma tipi uyuşma tipi ve benzeşme
tipi ilişkiler daha çok görülmektedir.
Yarışma (Rekabet):
Yarışma tipi ilişkiler iki veya daha çok kişi
veya gurubun aynı hedefe yönelik olumlu sonuç
elde etmek için, barışçı bir tarzda yürütülen
ilişkilerdir. Rekabet, başarının
alkışlandığı, değerlerin ölçülebildiği,
fırsatların soyut olduğu dinamik ve açık bir
toplumda daha yaygın ve yoğundur. Genel olarak
böyle bir toplumda rekabet süreci, işbirliği
süreci kadar değerlidir. Kişiler çoğunlukla
toplumda sosyal statü sağlayan nitelikler için
rekabete girerler. Bu niteliklerin sayısı ve
elde edilebilirliği toplumlara göre değişir
(5, 115).
Spor ve yarışma
birbirini çağrıştıran iki kelimedir. Sporun
özü yarışmadır. Yapıldığı amaca göre, ister
sağlık için, ister boş zamanları
değerlendirmek için, isterse performans için
olsun içinde hep yarışma vardır. Spor yapan
kişi ya da gruplar rakipleriyle, zamanla, doğa
koşullarıyla veya en azından kendileriyle
yarışırlar. Yarışma tipi toplumsal ilişkiler
daha çok gizli bir şekilde yürütülür. Terfi
etmek isteyen aynı düzeydeki memurlar, benzer
ürünleri satmaya çalışan pazarlamacılar, sınıf
birincisi olmak isteyen öğrenciler, soloya
seçilmek isteyen koro elemanları, beğenilen
bir oyunda rol almak isteyen tiyatro
oyuncuları vb. Sporda ise yarışmalar yasal
olarak organize edilir. Sporcular rekabet
içinde olduklarını gizlemeye gerek duymazlar.
Belirlenmiş kurallara uygun olarak ve eşit
koşullarda yarışarak ayni hedefe ulaşmaya
çalışırlar. Şampiyon olmak, ödül kazanmak,
şöhrete ulaşmak, milli takıma seçilmek, rekor
kırmak duruma göre bu hedeflerden biri
olabilir.
çatışma:
çatışma tipi ilişkiler aynı hedefe ulaşmaya
çalışan iki veya daha fazla kişi veya grubun,
birbirlerinin hedefine ulaşmasını açıkça
engellemeye çalıştığı ilişkilerdir. çatışma
süreci sonunda ortaya çıkan, nefrete dayanan
ve karşısındakilere maddi veya manevi zarar
vermeyi amaçlayan ilişkileri içerir.
Kuşkusuz çatışmanın
başlangıcında kabul edilmesi güç veya
olanaksız birtakım davranış formları söz
konusudur. Bu davranış formları aşağılayıcı
söz, jest veya eylemler, hakir görme giderek
bazı fiziki zorbalıklar olabilir (5, 113).
Yasal olduğu kadar yasal olmayan yöntemlere de
başvurulduğu görülür. İleri aşamalarda silahlı
mücadelelere dönüşebilir.
Topluma baktığımızda,
toplumda yer alan bireylerin birbirinden
oldukça farklı olduğunu görmekteyiz. Her
bireyin belli bir istemi, özlemi ve gözettiği
çıkarı vardır. İnsanların istekleri,
özlemleri, gereksinimleri birbirinden oldukça
farklıdır. Aynı toplum içinde yaşayan
bireylerin farklı çıkarlara, özlemlere sahip
olmaları kendi aralarında çatışmanın doğmasına
yol açmaktadır. Bu durumu toplumlar bazında da
alabiliriz. Her toplum kendi çıkarlarını
korumak ve geliştirmek için diğer toplumlarla
sürekli bir savaşım durumundadır. Bu çerçevede
toplumlar arasında oluşan savaşlar çatışmanın
en iyi örneğini oluştururlar (6, 111).
çatışma tipi ilişkilere
zaman zaman sporda da rastlanmaktadır.
Özellikle sporun profesyonelce yapıldığı,
sonucunda elde edilecek veya kaybedilecek
değerlerin çok önemli olduğu durumlarda,
sporcuların rakibine zarar verecek sertlikte
davrandığı görülebilir. Yine bu gibi
durumlarda hakemin kararlarına sözleri, jest
ve hareketleriyle kural dışı şekilde karşı
çıkan sporcular bulunabilir. Sporda çatışma
tipi ilişkilere, daha çok sporcu olmayan
kişilerce tribünlerde veya spor alanları
dışında rastlanmaktadır. Bu tür ilişkilere
başvurmalarının gerçek nedeni de müsabaka
sonuçlarını kabul edememe ya da olağanüstü
memnuniyet duyma değil genelde günlük
yaşamlarında istediklerini elde etmemiş
(sevgi, başarı, para vb. ) olmalarıdır. Oysa
sporun ırk, dil, din, ideoloji farklılıklarına
bakmaksızın kişilerin eşit koşullarda rekabet
etmesini sağlayan ortamlarda gerçekleştiği
için çatışmaları önleyici bir rolü
bulunmaktadır. Özellikle sosyo-ekonomik
sorunları bulunan ülkelerde, gençlerin anarşi
ve terörden uzak kalabilmeleri için spor
organizasyonlarına daha fazla ilgi yaratılmaya
çalışılmaktadır.
Uyuşma:
Uyuşma tipi ilişkiler çoğunlukla çatışma
süreci sonucunda ortaya çıkan ve çatışmaları
en aza indirmeyi veya ortadan kaldırmayı
amaçlayan ilişkilerdir. Kişilerin ve grupların
sürekli çatışma içinde olmaları mümkün
değildir. çatışma süreci sonucunda taraflardan
birinin yenilgiyi kabul etmesi ya da daha
önemli çıkarların söz konusu olmasıyla uyuşma
tipi ilişkiler ortaya çıkar.
Uyuşma barış içinde,
birbiriyle birlikte yaşamanın bir aracıdır ve
sonunda olumlu bir işbirliğine yol açar. Bu
sürecin pek çok incelikleri ve dereceleri
vardır. Kişi ve gruplar arasındaki saf
hoşgörü, en alt düzeyde bir uyuşmadır. Öte
yandan taraflardan birinin diğerini yasalara
veya tehdit ve şiddete dayanarak uyuşmaya
zorlaması da bir uyuşma tipidir (5 , 111).
Sporda çatışma tipi
ilişkilerle hedefe ulaşmak mümkün değildir.
çatışma durumunda sporcu ya kendi fiziksel ve
ruhsal zorlanmaya girdiğinden performansı
düşecek ya da rakibine fiziksel ve ruhsal
zarar vererek centilmenlik dışı davranışlarda
bulunduğu için ceza (faul, serbest atış, sarı
yada kırmızı kart vb. ) alacaktır. Bu nedenle
sporcu uyuşma tipi ilişkilerde bulunmanın
çıkarlarına daha uygun olduğunu bilir. Takım
arkadaşlarıyla, antrenör ve idarecisiyle,
kulüp yönetimiyle, hakemlerle hatta seyirci ve
basın mensuplarıyla uyuşmak durumundadır.
Yardımlaşma:
Yardımlaşma tipi ilişkiler kişilerin veya
grupların aynı hedefe ulaşmak için birlikte
çalışmaları sonucu ortaya çıkan ilişkilerdir.
Yardımlaşma sürecisinde hem işbirliği hem de
işbölümü söz konusudur. İnsanlar hayatta
kalma, beslenme ve korunma problemlerini
kişisel olarak değil fakat kolektif bir
şekilde işbirliği ile karşılamaktadırlar.
Gerçekten insanların zeka, güç ve
becerilerinin farklı olması, keza uyulacak
fizik çevrenin değişik bölümleri kapsaması ve
bilginin büyük gelişmesi karşısında insanın,
bilginin bütününe sahip olabilmesinin
imkansızlığı uzmanlaşmayı yani işbölümünü
doğurmaktadır (3, 345). Yardımlaşmanın
birbirini tamamlayan üç temel aşaması vardır.
Ortak değerlerin saptanması aşaması, ortak
tutumların doğması aşaması ve ortak davranış
aşaması. Bu aşamaların bütünü yardımlaşma
sürecini doğurur (1, 93).
Sporda yardımlaşma
başarı elde etmek için zorunludur. Özellikle
takım sporlarında planlanan taktikleri
gerçekleştirebilmek ve sonuç alabilmek için
sporcular işbölümü ve işbirliği yaparlar.
Milli takımların başarısı için ilgili
federasyon, antrenörler, kondisyoner, doktor
ve beslenme uzmanı sporculara yardım eder.
Bilimle uğraşanlar, spor araç gereç
yapımcıları sporun daha mükemmel ve estetik
sonuçları için işbirliği yaparlar.
Uluslararası şampiyonalar ve Olimpiyat
oyunlarında değişik alanlardan pek çok insan,
kurum ve kuruluş ciddi yardımlaşma ilişkileri
içindedir.
İşbirliği, sosyal
ilişkilerin en yaygın formu değil fakat aynı
zamanda grup ve toplumun sürekliliği ve
dayanıklılığı için çok önemli ve
vazgeçilmezdir. Kuşkusuz, işbirliği karşılıklı
bir ilişkidir. İşbirliğinin, her iki taraf
için de tümüyle eşit düzeyde bir çabayı ne
kapsamasına ne de gerektirmesine karşın, tek
yanlı olduğu söylenemez. Kişilerin birlikte
hareket ettikleri söylendiğinde, bir hedefin
elde edilmesi için az veya çok aynı anda ve
birlikte çaba göstermeleri kastedilmiş olur.
(5 , 110).
Yardımlaşma tipi
ilişkilerin değerini olağan karşıladığımız
işbirliği ilişkileri bozulduğunda çok daha iyi
anlarız. Sporcular arasında yardımlaşma
kesildiğinde, kulüp yönetimi sporculara
yardımı kestiğinde, sonuçlar kötüye gider,
transferde ödenen büyük bedeller ve spora
yapılan yatırımlar boşa gider, taraftarlar
hayal kırıklığına uğrar. Yardımlaşma tipi
ilişkiler ortadan kalktığında tekrar çatışma
tipi ilişkiler başlayabilir, devam edip
pekiştiğinde ise benzeşme ve özümseme sonucu
bütünleşme ortaya çıkar.
Benzeşme (özümseme):
Belirli bir süre bir arada bulunan kişiler
arasında, farklılıkların azalmaya başlaması,
birbirlerinin düşüncelerini paylaşmaya
başlaması sonucu benzeşme tipi ilişkiler
ortaya çıkar. Benzeşme tipi ilişiler grup
içinde tutarlılık oluşturur ve bütünleşmeyi
sağlar. Bu tip ilişkiler eğitim, dil, din ve
ekonomik farklılıkları olmayan küçük gruplarda
daha çok görülür.
Benzeşme tipi ilişkiler
ancak kısa dönemde ve geçici olarak
görülebilir. Uzun dönemde ise diyalektik
ilişkiler söz konusudur (1, 94). Ancak spor,
benzeşme sürecinin uzun dönemli ve kalıcı
olarak yaşanabildiği bir durumdur. Sporcular
arasındaki farklılıklar ne olursa olsun
benzeşme tipi ilişkiler çok çabuk gerçekleşir.
Değişik bölgelerden, değişik yaşam biçimine
sahip, farklı alışkanlıkları olan sporcular,
transferler nedeniyle aynı takımlarda
toplandıklarında yoğun birliktelik sonucu kısa
sürede benzeşme içine girerler. Uzun ve yorucu
antrenmanlar, birlikte yenilen yemekler,
hazırlık kampları, deplasman seyahatleri,
karşılaşmalar sonucunda paylaşılan sevinç veya
üzüntüler kısa sürede benzeşme tipi
ilişkilerin doğmasına neden olur. Farklı ülke
takımlarına transfer olarak spor hayatını
sürdüren sporcularda bile bu süreci görmek
mümkündür.
Diyalektik:
Diyalektik deyimini ilk kez kullanan Hegel'e
göre bu kavram, karşılıklı ilişkiler olgusunu,
ya da etki-tepki sürecini içermektedir.
Evrendeki her şey, her nesne bünyesinde kendi
negatifini, karşıtını ve çelişkisini içerir,
yaşatır. Bu durumda her gerçek,
belirginleşinceye kadar tez-antitez-sentez
aşamalarından geçecek ve sentez aşamasında
yeni bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır.
Ancak her yeni gerçek, tez ve antitezin basit
bir toplamı değildir, nitelik olarak değişmiş,
bütünüyle yeni bir gerçektir. (7, 16).
Diyalektik ilişkiler
çelişme ve çatışmaya dayalı ilişkilerdir.
Toplumsal ilişkiler ideal düzeyde dayanışma,
uyum ve dengeye yönelik olmalarına karşın
aslında bütün sosyal ilişki tipleri temelinde
diyalektik nitelik bulunan ilişkilerdir.
Geçmişten günümüze spor olgusuna baktığımızda
diyalektik nitelikteki sürecini rahatlıkla
görebilir.
Tarihin ilk dönemlerinde
yaşamı devam ettirebilmek için vahşi
hayvanlardan korunma amacıyla, kaçma, koşma,
sıçrama, tırmanma, beslenme amacıyla
avlanırken boğuşma, atma vb hareketler
sonradan boş zamanlarda yapılan oyunlar
şeklinde karşımıza çıkmıştır. Giderek daha
güçlü ve sağlıklı olmak için daha hızlı, daha
yüksek ve daha kuvvetli amacıyla yapılmaya
başlamıştır. Bu amaç sporun boş zaman uğraşısı
olmaktan öte daha uzun ve yoğun yapılmasına
yol açmıştır. Böylesine çalışma temposu ise
daha fazla zaman gerektirdiğinden spor bir
meslek halini almıştır. Bir meslek olarak
sporda daha fazla başarı daha çok kazanç demek
olduğundan, aşırı yüklenmeler başlamış bunun
sonucu da spor sağlıklı kalmanın yollarından
biriyken bedensel ve ruhsal sağlığı tehdit
eder olmuştur.
Toplumsal açıdan
bakıldığında ise spor yine bir yandan
uluslararası ilişkileri geliştiren bir barış
aracı iken diğer yandan ulusların birbirlerine
üstünlüğünü kabul ettirmeye çalıştığı soğuk
savaş aracı olma karşıt özelliğini
taşımaktadır.
KAYNAKLAR
1-
Armağan i.
, Sporun Toplumbilimsel Temelleri, E. Ü. B. E.
S. Y. O. Yayın No: 4 İZMİR, 1981.
2-
Chinoy, E. ,
Society, An Introductuon to Sociology, New
York, 1965.
3-
Dönmezer S. ,
Sosyoloji, Savaş Yayınları, ANKARA, 1984.
4-
Jonathan H.
Turner, Studying the Human System, Goodyear
Publishing Company, 1978.
5-
Joseph, F. ,
Sosyoloji Nedir, çev: Nilgün çelebi, Atilla
Kitabevi, ANKARA, 1994.
6-
Kızılçelik S. ,
Ergen Y. , AçıklamalıSosyoloji Sözlüğü, Saray
Kitabevleri, İZMİR, 1996
7-
Tolan, B. ,
Toplum Bilimlerine giriş, Savaş Yayınları,
ANKARA, 1983.
|