Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
10-TOPLUMSAL DEĞİŞME VE SPOR
Değişme, kelime anlamı olarak önceki bir durum veya
varoluş tarzındaki çeşitlenmeler olarak tanımlanır.
Değişme her insan toplumunun temel özelliğidir. Bu
nedenle ister geleneksel, ister modern bütün toplumlar
sosyal değişme süreci içindedir. Ancak bu değişmenin
hızı, nitelik ve niceliği toplumdan topluma farklılık
gösterebilir.
Sürekli bir hareket içerisinde bulunan, sürekli olarak
yenilenen, yapılaşan ve yapısızlaşan toplumsal yapı,
kendi bünyesinde bulunan ve farklı özellik ve
etkinliklere sahip olan toplumsal öğeler tarafından
değişmeye zorlanır. Bu öğeler, genellikle ekonomideki
nicel ve nitel gelişmelerin, teknolojideki ilerlemelerin
ve demografik oluşumların birer sonucu olarak ortaya
çıkarlar. (5, 277). Sosyolog için sosyal değişme, sosyal
yapıda meydana gelen önemli değişmelerdir. Bu tanımın
içerisine yeni normlar, değerler, maddi kültür unsurları
ve sembollerde meydana gelen değişmeler girer. Sosyolog
için küçük gruplarda meydana gelen değişmeler ve moda
gibi geçici değişmeler önemli değildir; bunun yerine
aile, ekonomi, hukuk vb. kurumlardaki değişmeler, sosyal
rollerdeki değişmeler ve sosyal ilişkilerde meydana
gelen değişmeler önemlidir (4, 487). Temel grup ve
kurumlar aile, eğitim, ekonomi, siyaset, din ve boş
zaman değerlendirme form ve içerik olarak değişebilir,
ama örgütlenmiş sosyal yaşamın olduğu her yerde zorunlu
olarak bulunurlar (1, 166). Tüm değişmeler de geçicidir.
Heraclius'un dediği gibi, değişmeyen tek şey değişmedir,
bunun dışında dünyada hiçbir şey sabit değildir.
Her
toplumsal kurum gibi, spor da, kimi görünür, kimi gizli,
kimi doğal binlerce iple toplumun gövdesine bağlıdır (2,
84). Bu nedenle spor hem toplumu etkilemekte hem de
toplumdan etkilenmektedir. Toplumsal değişme sürecinde,
değişmenin içeriğine bağlı olarak spor da değişiklik
göstermiştir. çünkü spor insanlık tarihinin her
döneminde yapılmış olan bir faaliyettir. Tarihteki ilk
sporların, o zamanki yaşama bağlı olarak savunma,
saldırı kökenli sporlar olduğu görülmektedir. Okçuluk,
eskrim, güreş vb tunç çağının sporları arasında
sayılabilir. Demir çağında ise daha çok taşıma,
ulaştırma kökenli olan, binicilik, yelken, kürek, kayak,
kızak vb sporlar karşımıza çıkar. Giderek köleci
toplumlarda, köle sahiplerinin hiç üretim yapmaksızın
üründen pay almaya başlamalarıyla birlikte, bireysel boş
zamandan sınıfsal boş zaman olanağının doğması da
bireysel sporların yanı sıra takım sporlarının ortaya
çıkmasına neden olmuştur. Bu noktada köleciliğin doruğa
ulaştığı eski Yunan'da sporun gelişmesi son derece doğal
karşılanmalıdır.
İsa'dan sonraki dördüncü yüzyılın sonlarında girilen ve
bin yıl süreyle tüm toplumsal gelişmeyi askıya alan
dönemin adı “Karanlık çağ” karanlığın simgesiyse Katolik
Kilisesidir. Bu dönemde, beden ve ruhu sürekli bir
çatışma durumunda gören ve ruhun üstünlüğüne öncelik
veren Katolik töresinin, mantığının doğal uzantısı
olarak, vücudu bağımsızlığa mahkum etmek gibi bir fikir
ve uygulama geliştirdiğini biliyoruz (2, 21). İşte Antik
olimpiyat oyunları da bu dönemde Roma imparatoru kral
Thcedosius'un emriyle (i. S. 393) sona erdirilmiştir.
Sadece soylu sınıflara yedi şövalye becerisi kapsamında
av, ok atma, satranç, müzik, şiir, ata binme ve yüzme
için izin verilmiştir. Spor daha sonra on beşinci
yüzyıldan başlayarak orta-sınıfın güçlenmesine bağlı
olarak toplumun bütün olarak laikleşmesi sonucu dinsel
baskılardan kurtulmaya başlamıştır. On sekizinci
yüzyılın ortalarında ise sanayi devrimi ile burjuva
toplum ve buna bağlı olarak seyirci ve sporcu olarak
ortaya çıkan bir işbölümü görülmektedir. Ulusal devlet
olgusuna paralel olarak, dinsel yönlendirmelerden
boşalan yeri, askeri ve politik içerik taşıyan spor
programları doldurmaya başlamıştır. Bunun en çarpıcı
örneği Milliyetçi-Militarist Pan-Cermenik Turner
akımında görülen uygulamalardır. Bu uygulamalar
ideolojik eğitim için araç olarak kullanılan, Alman
gelenek ve göreneklerini vurgulayan, gösterişli
giysilerle yapılan halk şölenleri ve kitle cimnastik
gösterileridir. Bu şölenler yüzyıl sonra ortaya çıkan
Nazi Almanyası gösterilerine de örnek olmuştur.
On
dokuzuncu yüzyılın sonlarına baktığımızda ise sermayenin
tekelci biçimde örgütlenmesi ve aşırı üretim,
dolayısıyla fazlaca boş zaman, teknolojik hızlı gelişim,
neticede 1871 ekonomik bunalımı karşımıza çıkmaktadır.
İşte sporun kitlesel ilgiye kavuşması bu dönemde artan
işsizlikle bağlantılı olmuştur. İlk profesyonel sporcu
ve takımlar Avrupa ve Amerikadaki fabrikalardan
çıkmıştır. Ekonomik buhran sonrası seyir sporlarının
potansiyelini gelire dönüştürmek için dev spor alanları
inşa edilmiş, spor araç-gereç yapımcılığı bir sanayi
kolu durumuna gelmiştir.
Sosyokültürel değişmeyi anlamlı bir biçimde
yorumlayabilmek için değişmenin gözlenebileceği çeşitli
genel görünümleri anlamamız gerekir. Zaman, çevre ve
insan değişmenin üç görünümüdür. Zaman geçişi, değişmede
önemli bir durumdur, fakat zaman kendi başına değişmenin
nedeni değildir. Değişme, hem fizik hem kültürel, somut
çevrede yer almalıdır. Ayrıca, kişilerin değişmeyi,
değişmenin de kişileri etkilemesi değişmeyi son derece
önemli kılar (1, 168). Spor olayı da sadece fiziki
çevrenin etkisinde kalmamış, aynı zamanda insan unsuru
tarafından beşerileştirilmiş olan sosyal çevrenin de
izlerini taşır olmuştur. Her ne kadar çevreye şekil
veren insan, medeniyetin de ilerleyişi ile doğayı
değiştirmeye çalışmış ve yaratıcı olmuşsa da, hala deniz
ve su sporlarının kıyı şeridinde, dağ sporlarının da
buna olanak sağlayan doğa şartlarında yapılabildiği bir
gerçektir (3, 90).
Değişmenin hem oranı hem de yönü büyük ölçüde kasıtlı
veya kasıtsız değişmeye dayanır. Kasıtlı değişme ile
demek istediğimiz liderler, kaşifler, reformcular ve
baskı grupları tarafından gerçekleştirilen sosyal
kontrol, sosyal mühendislik ve planlama ile etkilemedir.
Kasıtlı olmayan değişme, genellikle öngörülmemiştir.
Deprem, kuraklık, sel gibi doğal felaketler sonunda
kasıtlı olmayan değişmeler gözlenir. Kasıtlı olmayan
değişmenin etkilerinin önemi, ciddiliklerine ve toplumun
bu değişmeleri emme veya bunlara tepkide bulunma
yeteneğine bağlıdır (1, 169). Örneğin Balkan savaşı ve
Birinci Dünya Savaşı yıllarında ülkemizde spor
faaliyetleri, şartları gereği kesintiye uğramıştır.
Savaş dolayısıyla kulüpler yönetimsiz ve sporcusuz
kalmış, planlanan organizasyonlar
gerçekleştirilememiştir. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü
ise 1938 yılında, halkın fizik ve moral kabiliyetlerini,
milli ve devrimci amaçlara göre geliştirmesini sağlamak
için, oyun, cimnastik ve spor faaliyetlerini sevk ve
idare etmek amacıyla kurulmuş olduğundan kasıtlı değişme
hedeflenmiştir.
Değişmenin koşulları, değişmenin meydana geldiği
durumlardır. Değişmenin faktörleri ise değişmeyi
üretebilen nedenlerdir. Sosyokültürel değişmenin
gerçekleştiği koşullarsa şöyle sıralanabilir. Yeni
gereksinmelerin ortaya çıkması, değişmeye hazır olma,
bilgi birikimi ve bilginin kullanabilirliği, kültürde
var olan başat değerlerin tipi ve kişilerin bunlara olan
genel tutumu, sosyal ve kültürel yapının karmaşıklık
derecesi (1, 174). İşte sporun günümüzdeki boyutuyla
karşımıza çıkışı da bu koşullar ve faktörlerin ışığında
açıklanabilmektedir. Spor toplumsal bir kurumdur ve bir
yandan diğer toplumsal kurumlardan etkilenirken bir
yandan da diğer toplumsal kurumları etkilemektedir.
Örneğin spor, çağdaş eğitim sisteminde bir araç olarak
yerini alırken, sporcu, antrenör, hakem ve seyirci
eğitimini amaçlayan spor eğitimi başlı başına bir eğitim
alanı haline gelmiştir. Tıptaki araştırmalar sonucunda
gelinen noktada spor bir sağlık aracı olarak kabul
edilirken, sporcu sağlığı tıpta ayrı bir uzmanlık dalı
olarak karşımıza çıkmıştır. Bunun gibi medya ve spor,
din ve spor, hukuk ve spor, aile ve spor, spor
toplumbilimi içinde tek başına ele alıp
değerlendirilmesi gereken konulardır.
KAYNAKLAR
|

