Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
18- KÜLTÜR VE SPOR
Farklı toplumların insanlarının yaşam
biçimlerinde ve değerlerinde farklılıklar
bulunmaktadır. İnsanlar içinde doğdukları toplumların
bu özelliklerini sosyalleşme süreci içerisinde
öğrenerek kuşaktan kuşağa geçmesini sağlarlar. Sporun
insanların yaşamı içindeki yeri, önemi ve uygulamaları
da toplumların yaşam biçimlerindeki farklılıklara
bağlı olarak değişiklik gösterir.
Bir toplumun yaşama tarzı olarak nitelendirilen ve bilgi, inanç, gelenek, örf, adet, sanat, ahlak, araç-gereç teknik gibi maddi ve maddi olmayan unsurlardan oluşan karmaşık bütüne kültür denir (4, 338). Maclver'a göre kültür, ideoloji, din, edebiyat gibi toplumsal yaşamın belirtilerini kapsar. Buna karşılık uygarlık, bir toplumun, teknoloji, toplumsal örgütlenme vb. yollarla kendi yaşam koşullarını kontrol altına alabilmesi ile ilişkili bulunmaktadır (6, 223). Ancak bu tür bir ayırım yapay bir nitelik taşıyacaktır; zira bölünmez bir bütün olan toplumsal gerçeğin nesnel ve kavramsal görünümler içerisinde parçalanması, bilimsel sapmalara yol açabilir. Kültür, bir yandan bireylerin toplumsal yollarda edindikleri ve toplumsal yollarla ilettikleri bir değer, yargı, inanç, simge ve davranış ölçütleri düzeninden, diğer yanda da, böylece ortaya çıkan geleneksel davranış kalıplarının simgesel ve maddi ürünlerinden oluşur. Birey bu düşün, değer, davranış ve en geniş anlamıyla eylem ve yapı maddelerini, gerçek toplumsal yaşam içerisinde dolaylı ve dolaysız yollardan öğrenir. Böylece kültür aynı zamanda, diğer kuşaklardan gönümüze ulaşan bir mirastır (6, 227). Her kültür topluma yeni katılan bireylerin tutum ve davranışlarını düzenlemek başka bir deyişle toplumsal kontrolü sağlamak için toplumsal kurumlarını oluşturur.
Eğitim kurumları bu kurumların
başında
çeşitli sosyal grupların kültürleri
içerikleri yönünden birbirlerinden ayrılırlar. Büyük
toplumların kültürleri arasında farklar bulunduğu gibi,
aynı bir toplum içindeki alt grupların kültürleri
arasında da ayrıntılar vardır; ancak bu ayrıntılar büyük
toplumlar ve kültürleri arasındaki farklara göre daha
azdır (3, 120). Bir toplum içinde çeşitli grup veya
sınıfların, bütünsel kültüre oranla yarı bağımsız bir
alt kültür oluşturmaları mümkündür. Alt kültür (ikincil
kültür), bir toplum içinde, az veya çok farklılaşmış, bu
toplumun kültürel yapısına tam uyum yapmamış, ancak yine
de onun temel bir üyesi olan belirli bir sosyo-ekonomik
veya etnik grubun ayırt edici toplumsal kuralları ve
yaşam biçimi olarak tanımlanmaktadır (6, 228). Kültürün
çağdaş işlevi, toplumsal yapıyı oluşturmaktan öte ona
anlam vermektedir. çıkış noktaları farklı olsa da
toplumsal yapının tanınmasında ve tanımlanmasında,
kültür, odak noktasını oluşturmakta, dolayısıyla da,
toplumsal yapının bütünlüğü ve süregelmesinden sorumlu
olmaktadır (1, 101). Kültür ve toplum paranın yazı ve
tura yüzleri gibidir. Toplum, toplumsal ilişkiler
kümesinden oluşmuştur. Kültür ayrıca sosyal ilişkilerin
nasıl oluştuğunu ve bu ilişkilerin, normlar, değerler,
inanışlar ve ideolojiler tarafından yönlendirildiği
kararının verilmesinde yardımcı olur (5, 250). Kültür
konusunda karşımıza çıkan kavramlardan diğer ikisi de
yüksek kültür (seçkin kültür) ve popüler kültürdür.
Popüler kültür, toplumdaki pek çok bireyin kültürel ve eğlenceli aktivitelerini tanımlar. Spor özellikle toplum bilimlerinde bir yada daha fazla yapıda bulunabilme özelliğini taşıdığından popüler kültürün bir parçasıdır. Aynı zamanda spor üretildiği, tekrar şekillendirildiği ve sıradan iletişim sistemleri ile aranılabildiğinden genel anlamda kültürün bir parçasıdır. Yüksek kültür (seçkin kültür) ise klasik müzik, bale, tiyatro, şiir ve güzel sanatlarla ilgilenir. Geleneksel olarak yüksek kültür, üst sınıf veya iyi eğitilmiş toplumsal elit batı ülkelerinde yer etmiştir. Yüksek kültür özellikle daha geniş bir kültürün parçasıdır ama nüfusun göreceli olarak daha küçük bir parçasını bağlar (5, 250). Bu anlamda yüksek kültür çoğunluk kültürüne göre bir alt kültür durumundadır. Sporun popüler kültür ürünü olarak ele alındığı ve bu ürünün, kitlelerin onayı alınarak kitle iletişim araçlarından sunulduğu görülmektedir. Pazar ekonomisi anlayışının, bu araçlara da egemen olması, sporun sosyo-kültürel yapıya uygun kullanılmasını doğurmuştur. Popüler kültür, seçkin kültürün karşıtında yer alması nedeniyle, ticari amaçlı ve yaygın olma özelliği ile tanımlanmaktadır. Tarihsel süreçte, popüler seçkin kültür ikiliği, kültürel ürünlerin sanatsal nitelikte olup olmamasına bağlanmaktadır. Her dönemde, genel estetik yanı ağır basan kültürel ürünler yanında, gündelik yaşamı vurgulayan ürünler de bulunmaktadır. Bu nedenle, yaygın olma özelliği ile popüler kültür geniş anlamda bir gündelik yaşamın kültürü olarak tanımlanır (1, 102). Yüksek kültür, toplumda davranışların, zevklerin ve entelektüelliğin gelişme uğraşıdır. Bu bir kültürün fiziksel kalitesi, toplumsal, entelektüel, yüksek ahlaki değerleri ile tanımlanır. Ancak bir toplum içindeki ırk, cinsiyet ve sınıf ayrılıkları nedeniyle halk kitlesinin, yaşamını kaliteli kılacak faaliyetler içinde yer alması mümkün değildir (2, 457). Bu nedenle halk kitlesi, popüler kültür olarak sunulan spor ve müzik olaylarına daha çok ilgi göstermektedir. Spor kültürün bir parçası olarak hem ondan etkilenmekte hem de popülerliği nedeniyle onu etkileyebilmektedir. Sporun bireysel bir uğraş olmanın ötesinde toplumsal bir nitelik kazanmasına bağlı olarak, spor giyim insanların günlük giyim kuşamı arasında yer almaya başlamış, ünlü sporcuların konuşma ve hareketleri geleneksel insan ilişkileri içerisinde kullanılmaya başlamıştır. Sporcuların başarılı hareketler sonrasındaki hareketleri ve bağırışları, normal yaşam içindeki sevindirici durumlarda kullanılır olmuştur. Eşofmanla toplum içerisinde dolaşma, eskiden pijama ile dolaşma ile eş tutulup, tepki görürken şimdi olumlu karşılanmakta hatta saygı uyandırmaktadır. Yine de spor kitle kültürü ile karşılaştırıldığında bir alt kültür durumundadır.
Alt kültür, dil, gelenek, değerler ve
sosyal normlar gibi bazı özellikler açısından, içinde
yaşadıkları toplumun kültüründen farklılıklar gösteren
insan gruplarının yaşam biçimine denir. Dünya üzerinde
kültürel temas ve etkileşimler sonucunda bugün hiç bir
insan topluluğu tamamıyla tek bir kültür örüntüsünün
aynı cinsten bütünlüğü içerisinde kalamamaktadır (4,
29). Spor müsabakaları kültürel teması gerçekleştiren
organizasyonlar içinde yer almaktadır. Özellikle belli
bir süre devam eden turnuvalar, dünya şampiyonaları,
olimpiyat oyunları, düzenlendikleri yerlerin yemek yeme
alışkanlıkları, halk oyunları, folk müziği, tarihi ve
turistik yerlerinin tanıtılmasına da olanak verdiğinden,
değişik kültürlerin tanınması için önemli fırsatlardır.
Amatör ve
mesleki alt kültürlerin pek çoğu kabul edilebilir
toplumsal tavır yapıları içerir. Yetmişli yıllara kadar
spor ve sporcular örnek toplumsal tavırlar olarak
görülmüş ve kabul edilmiştir. Gençlik spora yönlenmeleri
için teşvik edilmiş, spor aykırı tavırlara karşı (şuça,
uyuşturucular, sokak çetelerine vb. ) bir savunma
mekanizması olarak görülmüştür (5, 262). Ancak spor
içinde de giderek, şiddet, doping, şike vb. aykırı
tavırlara rastlanması bu konunun yeniden sorgulanması
gereğini ortaya çıkarmıştır. Spor, reklam, rekabet ve
ticari yönü dolayısıyla hızla tüm dünyaya yayılırken,
kar amacının ön plana çıkması ile sporda toplumların
korumaya çalıştığı kültürel değerlerine zarar verici
aykırı davranışlar da giderek artmaya başlamıştır.
|

