Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
22- KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE SPOR
İnsanlar güncel olayları,
kitle iletişim araçları sayesinde öğrenir ve takip
ederler. Bu yüzden günümüzde kitle iletişim araçları,
yasama, yürütme ve yargı organları yanında dördüncü bir
güç olarak kabul edilmektedir.
İnsanlar aslında
iletişimi, haberleşmeyi yüz yüze yaparlar. Ancak zaman
geçip toplum her gün biraz daha karmaşık nitelik
kazanınca mesajlar yöneltilecek gruplar büyük genişlik
kazanır ve yüz yüze haberleşme, iletişim yetersiz hale
gelir; kişinin artık bildiği, tanıdığı komşusuna değil,
tanımadığı, ilk ilişkiler içinde bulunmadığı diğer
insanlara mesajlar yöneltmesi gerekir. Bu olgudan doğan
iletişime tali, ikinci türden iletişim, haberleşme
denir. işte bu nitelikteki haberleşmenin bazı
tekniklerle, belirli bir teknoloji uygulanarak
çoğaltılıp güçlendirilerek, çok sayıda kişiyi
etkileyecek biçime getirilmesine kitle haberleşmesi (mass
communication) adı verilir ve kullanılan araçlara da
kitle haberleşme araçları (mass-media) denilir (1, 408).
Kitle iletişim araçları
denildiğinde tüm yazılı ve görsel basın (gazete, dergi,
radyo, televizyon, film vb. ) anlaşılır. Ancak radyo ve
özellikle televizyon her evde bulunduğu ve günümüzün
gelişmiş teknolojisi sayesinde çok uzaklardaki olayları
bile canlı olarak tüm ayrıntısıyla görüntülü olarak
karşımıza getirdiği için en etkili olanlarıdır.
Televizyonun bu etkisi spor faaliyetlerine olan ilgiyi
de arttırmıştır. Hayatlarında hiç spor yapmamış insanlar
bile televizyon sayesinde spor karşılaşmalarına ilgi
duymaya başlamışlardır.
Kitle iletişim
araçlarının ve yapımcılarının görevleri ise halka haber
ve bilgi vermek, eğitime ve eğlenceye katkıda bulunmak
olarak sıralanabilir. Ancak hızla gelişen teknolojiye
bağlı olarak kitle iletişim araçlarının nitelik ve
niceliğinde ortaya çıkan artışlar, bunlar arasındaki
rekabeti de arttırmıştır. Sonuçta tiraj kaygısı bilgi
verme ve eğitime katkıda bulunma görevini unutturmaya
başlamıştır.
Önemsenen, televizyon
programlarının ne oranda izleyici topladığı veya
gazetenin tirajıdır. Spordaki şiddet öğeleri de, örneğin
Hooligan'ların saldırganlıkları, sansasyon haberciliği
için iyi malzeme oluşturmaktadır. Spor haberleri başarı
ve başarısızlık, kazanmak ve kaybetmek çerçevesinde
sunulmaktadır. Spor yıldızları başarı durumunda
sınırsızca göklere çıkarılmakta, başarısızlık durumunda
ise gaddarca eleştirilmektedir. Atletin kendisini nasıl
toparlayacağı ya da eleştirileri nasıl hazmedeceği pek
önemsenmemektedir. (3, 185).
Geçmişten günümüze, hem
sporun medyaya hem de medyanın spora etkisi
görülmektedir. Özellikle sporun tüm dünyada bir sosyal
olgu olarak gelmiş olduğu konumda kitle iletişim
araçlarının büyük rolü olmuştur. Bugün dünyada 65 ayrı
çeşit spor dalı bulunmaktadır. Değişik spor dallarının
tanıtılıp yaygınlaştırılması, spor yapma olanağına sahip
olmayan çoğunluğun spora ilgi duyması, kitle iletişim
araçları sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak artık spor
medyayı kontrol eder ve yönlendirir duruma gelmiştir.
Medya sporun bunca değişik çeşidi, fizyolojisi,
anatomisi, antrenman planlaması ve periyotlaması,
organizasyon ve yönetimi, psikolojik ve sosyolojik yönü
karşısında gerekli uzmanlaşmayı gerçekleştiremediği için
geride kalmıştır. Özellikle profesyonel spor,
gazetelerin spor sayfalarını ve televizyonların spor
programlarını ele geçirmiş durumdadır.
Dünyada, on dokuzuncu
yüzyılın başlarında kurallar uygulanarak yapılmaya
başlanan modern spor dallarını ilgi ile izleyen
seyircilerin, bu karşılaşmalar için yapılan eleştirileri
öğrenmek üzere gazeteleri okumaya başlamasıyla,
gazeteler spor konusunda bilgili yazarlar aramaya
başladılar ve bu suretle de gazetelerde spor yazılarının
sütunlar halinde yayınlanmaya başlamasıyla spor
yazarlığı gündeme geldi. Bu yüzyılın ortalarından sonra
İngilterede futbol takımları, Amerika'da Boks, Fransa'da
güreş profesyonel olarak düzenlenmeye başlanınca seyirci
kapasitesi arttı ve ilgi fazlalaştı. Bu nedenle de spor
yazarlığı gelişmeye başladı. Ondokuzuncu yüzyılın
sonlarına doğru Fransa, İngiltere, Amerika, Almanya,
Belçika ve İtalyada yalnız spor yazan dergiler
yayınlanmaya başlamıştır. Yirminci yüzyılın başında
bütün dünyada haberler telgrafla, fotoğraflar da
mektupla gazete ve dergilere iletiliyordu. Yıllar
geçtikçe buna telefonlar ve sinema filmleri eklenmeye
başlandı. Birinci dünya savaşından sonra radyolar anında
spor sonuçlarını yapıldıkları yerden bildiriyordu.
1935'den sonra fotoğrafları anında ülkeden ülkeye veren
makineler kullanıldı. İkinci Dünya Savaşından sonra
televizyon spor olaylarını daha çabuk dünyanın dört bir
tarafına duyuruyordu. Hele bilgisayarla uydu antenleri
ve fakslar sayesinde bütün dünya spor olaylarını
görüntüleriyle anında milyonlarca insanın izlemesini
sağladı (13, 187).
Türkiye'de kitle iletişim
araçlarının sporla tanışması yazılı basın yoluyla ilk
defa 1891 yılında yayınlanan eskrim ile ilgili bir
yazıyla başlamıştır. Bunu Selanik'te çıkan Asır
gazetesinin spora yer vermesi ve 1911'de Tasviri
Efkar'da ilk maç yazısı takip etmiştir. 1933'de Haber
gazetesi ilk spor sayfasını yapmıştır. 1952'de ise Türk
Spor adlı ilk günlük spor gazetesi çıkarılmıştır. 1968
yılında Tercüman gazetesi renkli ve çok imzalı spor
ekini yayınladı. Bu tarihlerde spor basını %90' a varan
bir oranda futbola yönelikti (4, 193). Bugün ise 35
günlük gazete yayınlanmakta ve her birinde 1-4 arasında
değişen spor sayfası yer almaktadır. Günlük spor
gazetesi sayısı ise 4'dür. 1997 yılında yapılan bir
araştırmada günlük gazetelerin spor sayfalarında
futbolun yine ağırlıklı olarak yer aldığı görülmektedir.
Sabah gazetesi %56, 47, Cumhuriyet gazetesi %76, 07,
Hürriyet gazetesi %60, 5, Akşam gazetesi %72, 88, Zaman
gazetesi %55, 88, ve Emek gazetesi %53, 68 oranında spor
sayfalarında futbola yer vermişlerdir (11, 28).
Aynı araştırma kadın
sporlarının günlük gazetelerde yer alışlarıyla ilgili
bilgilerin yer aldığı ilk çalışma olmuştur. Kadınlarla
ilgili spor haberlerinin yüzde dağılımları; Sabah
gazetesinde %0, 66 yazı, %0, 33 resim, Cumhuriyet
gazetesi %0, 45 yazı, %0, 95 resim Akşam gazetesi %0, 14
yazı, %0, 31 resim, Emek gazetesinde %0, 69 yazı %0, 20,
resim şeklindedir. Zaman gazetesinde %0, 80 yazı yer
alırken resme hiç yer verilmemiştir.
Radyo spor yayıncılığı
1933 de İstanbuldaki Türkiye-İtalya güreş müsabakasının
naklen verilmesiyle başlamış, 1934 de
Fenerbahçe-Avusturya WAC takımı arasındaki maç telefon
aracılığıyla naklen verilmiştir. Radyo spor yayıncılığı
1950li yıllardan itibaren hızla ilerlemiştir (15, 38).
Radyo spor yayınlarında kadın sporlarının yer alışıyla
ilgili yapılmış bir çalışmaya rastlanamamıştır.
Televizyon ise Türkiyede
1968 de yayın hayatına başlamıştır. 1971 Akdeniz
Oyunlarıyla televizyonda ilk naklen yayın
gerçekleştirilmiş ve bunu takip eden yıllarda ise yurt
içi ve yurt dışı spor yayınlarında çok hızlı bir gelişme
göstermiştir (15, 39). Televizyondaki spor
programlarıyla ilgili yapılan bir araştırmada yine
futbol branşının ağırlıkta olduğu görülmektedir. TRT 1
%59, 8, Kanal D %75, ATV %66, Star %86, 7, Show TV %62,
Kanal 6%50, 6 oranında spor programlarını futbola
ayırmışlardır (5, 51).
Bu araştırmada kadın
sporlarının televizyonlarda yer alışıyla ilgili herhangi
bir bilgi yer almamaktadır. Ancak gözlemlere dayanarak
TV de kadın sporlarına ayrılan oranın gazetelerde
ayrılan orandan pek de farklı olmadığını söyleyebiliriz.
Televizyonlar spor programlarında kadın sporculara yer
vermek yerine, kadın spikerler kullanmayı ya da fanatik
kadın mankenlerle defile arası kulis sohbetleri yapmayı
tercih etmektedirler.
Televizyon başlangıçta
spor dallarının değişen oyun kurallarını duyurmada, yeni
sporları tanıtımda eğitici ve sporu yaygınlaştırıcı bir
işlevi yerine getirmekteydi. Ancak sporun büyük bir
izleyici kitlesine ulaşmasıyla ortaya çıkan ekonomik
boyutu, televizyon spor programlarının, daha fazla
reklam alarak daha fazla kazanma amacıyla eğlence yönü
ağır basan spor-magazin programlarına dönüşmesine yol
açmıştır.
1982-83 yılında
televizyonda gösterilen canlı profesyonel şampiyonaların
analizini yapan Meier, aşağıdaki tabloyu ortaya
çıkarmıştır (9).
K. Meier 1984
Tablo 1: Televizyonda
gösterilen profesyonel şampiyona oyunları sırasında
(1982-83) canlı yayında yer alan reklam sürelerinin
kapsamı.
Amerikan toplumunda
sporun değişen rollerini incelemek için yapılan bir
araştırmada, 1900, 1925, 1950 ve 1975 yıllarında Chicago
Tribunenin spor sayfalarının içeriği analiz edilmiştir.
Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kasım aylarının ilk 7 günü
içerisinde spor sayfalarında yer alan tüm makaleler
okunmuştur. Bu makalelerin, reklamlar hariç tüm spor
alanının 1900 yılında %9'unu kaplarken 1975 yılında %17
lik bir alan ile yaklaşık iki katına çıktığı
görülmüştür.
Basında, radyoda ve
televizyonda kadınlarla ilgili daha az haber yapılıyor
olduğunu gösteren pek çok araştırma vardır (1, 6. 10,
12). Salt kadın haberlerini kapsayan yazılı basında bile
sporcu bayanların ya spordaki dişilikleri imaj olarak
yer alır ya da kadının sporda çok hafife alındığı
görülür. Bayanların yaptığı takım sporlarıyla ilgili çok
az yorum vardır ve bu yorumlar genelde olumsuzdur. Kadın
sporcular duygusal yönleri sorunlu, çelişkilerle dolu
olağan dışı insanlar gibi sunulur. Geleneksel kadın
tablosu içinde, sporcu kadınlar ailelerine, koçlarına ve
ajanslarına bağımlı bir çocuk gibi tasvir edilir (8.
233).
Gazetelerin dikkatini
sporla ilgili organizasyonlara çekebilmek için bir hayli
yaratıcı olmak gerekir. çünkü örneğin Almanya'daki
gazetelerin spor sayfaları Boris Becker, Steffi Graf
gibi meşhur sporcularda, buz hokeyi ve profesyonel
futbol gibi alanlarda odaklanmış, hatta sıkışmış
durumdadır. Oysa sporun daha nice alanında sürdürülen
etkinlikler vardır ve az sayıdaki bazı gazetelerin
dışında bunlardan ya hiç ya da ancak kıyıda köşede söz
edilir. Sporu hobi olarak ya da sağlıklı yaşam için
yapan milyonlarca insan, medyalar tarafından neredeyse
yok sayılmaktadır. Bu ise gerçeğin tümüyle yanlış
yansıtılması anlamına gelmektedir. çünkü kitle sporu,
Almanya'da artık toplum tarafından iyiden iyiye
benimsenmiş olmasına karşın, medyada yeterince
işlenmemektedir. Medyaların habercilik açısından daha az
cazip gelen spor dallarına ağırlık vermesi gittikçe daha
az spor dalının gösterime alınmasına, dolayısıyla,
televizyon kurumundan yayın parası alamamasına ve
neticede fakirleşmesine neden olmaktadır (3, 184).
Sansasyonel haber peşinde
olan spor yazarları ve programcıları, bu haberlerin
yaratılmasında çok beceriklidir. Profesyonel sporcuların
ve kulüp başkanlarının birbirine karşı demeçler
vermelerini sağlayacak akıllıca sorular sorarlar.
Seyircinin tepkisini yaratacak görüntüler ve fotoğraflar
çekerler. Bu da rekabetin spor alanları dışına çıkmasına
neden olur. Medyanın bu taraflı ve saldırgan tutumu
seyircinin şiddetine de ortam hazırlar.
Kitle iletişim
araçlarının gelinen bu noktada durumunu tekrar gözden
geçirmesi ve gücünü, sorumluluklarını bilerek nesnel
ölçülerde kullanması gerekir. Sporun eğitim ve sağlık
boyutu ısrarla vurgulanmalıdır. Centilmenlik kazanmaktan
önde tutulmalıdır.
|
