Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
15-GENÇLİK VE SPOR
Genç sözcüğü, Latincede büyümek
olgunlaşmak anlamına gelen “adolescere” kökünden
gelmektedir. Batı literatüründeki “adolescent” sözcüğü
karşılığı olarak kullanılan bu sözcük, yapısı gereği bir
durumu değil bir süreci belirtmektedir. Bu süreç ilk
ergenlik belirtilerinin başladığı 12 yaşından büyümenin
durduğu 21 yaşına kadar olan zamanı kapsar.
İngilizcedeki “teenage” sözü de 13-19 yaşları arasındaki
gençlik dönemini belirtmek için kullanılır.
Birleşmiş Milletler Örgütünün tanımına
göre genç, 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören,
hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu
bulunmayan kişidir. Gençlik çağı üç alt döneme
ayrılabilir. 12-15 yaşlar arası ilk gençlik, 15-21
yaşlar arası delikanlılık ve 21-25 yaşlar arası uzamış
gençlik ya da yüksek öğretim gençliği. İlk gençlik
dönemi, ergenlik olarak da isimlendirilir ve olumsuz
davranış ve tepkilerin yoğun olduğu bir dönemdir.
Delikanlılık döneminin belirgin özelliği ise kendine
güvensizliktir. Gençlik, çocukluk ile erişkinlik
arasında yer alan, biyolojik, psikolojik, zihinsel ve
sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı
yaşama hazırlık çağıdır. Türkiye nüfusu son nüfus sayımı
sonuçlarına göre 65 milyona yaklaşmıştır. Bu nüfusun
%60'nı ise 25 yaşın altındaki çocuk ve gençler
oluşturmaktadır. 2000'li yıllarda ülkemiz nüfusu
içerisinde, sadece gençlerin sayısının 20 milyon
civarında olması beklenmektedir. Bu anlamda gerçekten
genç bir toplumuz. Unesco'nun tanımına göre gençlik,
cesaretin çekingenliğe, serüven isteğinin rahata üstün
geldiği çağdır. O nedenle de son derce hassas ve
toplumun geleceği açısından kontrol ve yönlendirilmesi
en çok önem taşıyan sosyal kategorisidir.
Gençlik, her yerde her zaman coşkulu,
atılgan ve çalkantılı bir çağ olarak görülmüştür. Ünlü
filozof Platon gençliği ruhsal sarhoşluk olarak
adlandırırken, Aristoteles gençleri vurdum - duymaz
yaratıklar olarak niteler (5, 229). Gerçekten gençlik
çağı bunalımlar, öfkeler, çatışmalar ve kaygılar
dönemidir. Kendi kendisiyle ve çevresiyle sürtüşme ve
savaşma dönemidir. Ancak yalnız olumsuzlukların
toplandığı bir çağ değildir. Gençlik tatlı hayallerin,
tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı
arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir.
Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini
kanıtlama ve kendi kimliğini arayıp bulma çabalarının
yoğunlaştığı dönemdir (11, 19). Gençlik, tarihin her
döneminde toplumların en enerjik ve en yaratıcı katmanı
olmuştur ve toplumların geleceğinde belirleyici rol
oynamıştır. Bu nedenle gençlik geleceğin güvencesidir.
Ancak ne ekersek onu biçeriz. Eğitilmiş, sağlıklı,
katılımcı bir gençlik olmadan gelişme başarılamaz.
Gençler, tutkuludurlar. Huysuz ve
öfkelidirler. Kendilerini iç tepkilerine kaptırır,
tutkuların kölesi olurlar. İsteklerinin önüne dikilen en
küçük engele bile katlanamazlar. Aynı zamanda eli açık
ve iyilikseverdirler; çünkü aldatılmamışlardır. Yüksek
amaçları ve hayalleri vardır; çünkü daha yaşamın
sillesini yememişler, koşulların sınırlayıcı etkisini
öğrenememişlerdir (11, 20). Gençlik çağı, sigara, içki,
uyuşturucular, değişik arkadaş grupları vb. pek çok şeye
merak ve eğilimlerin var olduğu bir dönemdir. Eğitim, bu
merak ve eğilimlerin tehlikeli boyutlara dönüşmeden
tatmin edilmesi ve atlatılmasının tek yoludur. Eğitim bu
amacını gerçekleştirebilmek için çeşitli araçlar
kullanır. Spor ise, bu araçlar içerisinde gençlere
ulaşabilmenin en kolay ve belki de en etkili olanıdır.
çünkü sportif çalışmalar, gençlere, enerjilerini,
onların sağlığına katkıda bulunacak şekilde kullanma
olanağı yaratırken kurallara uymayı, birlik, dayanışma,
işbirliği ve paylaşma ilkelerini yerleştirerek bireyin
topluma uyumunu sağlar. Bu yolla gençler bir yandan
başarı için sabır, özveri ve disiplin içinde çalışmanın
gerekliliğini diğer yandan yenilgiyi kabullenmeyi ve
kendinden daha iyi olanı takdir edebilmeyi öğrenir. Eşit
şartlar içinde aynı kurallarla kendini tanıma ve tanıtma
deneyimini yaşar. Ayrıca kendine güven, cesaret, macera
ve arkadaşlık duygularını tatmin edebileceği güvenilir
bir ortamda vakit geçirmiş olur.
çocukluk çağından ergenlik dönemine
geçildiğinde dergi, kitap okuma, sporla uğraşma,
sinemaya gidiş, güncel olaylar en ilgi çeken konulardır
(10, 87). Özellikle 15 yaş, hemen hemen bütün atletik
etkinliklerle ilgilenme çağıdır. Bu yaşlarda oyun yaşamı
önem kazanır. Danslarda, sportif etkinliklerde yarış
yapmaya ilgi artar. Daha sonra ise, yani 18 yaşlarında
örneğin buluşma, toplantı, parti, dans boş zamanların
çoğunu kapsar, yüzme, uzun süre ilgi çeken bir spor dalı
olarak kalır. Ergenlik döneminin sonlarına doğru, daha
önceki etken ilgiler edilgen duruma gelir. Örneğin
ergenlik döneminde sportif etkiliklere etkin olarak
katılan genç, artık sporu seyretmekten hoşlanır. (1,
254). 1985 Dünya Gençlik yılında üç slogan
BARIŞ-KATILIM-GELİŞME on yıl süreyle uygulamaya
konularak 1995'e kadar Birleşmiş Milletler üyesi olan
ülkelere hedef olarak öngörülmüş ve bu üç sloganı en iyi
gerçekleştirebilecek olan spor organizasyonlarının sayı
ve çeşidinin arttırılması istenmiştir.
Gençlik toplumsal olarak çeşitli
biçimlerde sınıflandırılabilir. Örneğin, yerleşme
biçimlerine göre: köy gençliği, kasaba gençliği, kent
gençliği, metropolitan bölgeler gençliği. Cinsiyet
ayrımına göre kız ve erkek gençlik. Ayrıca uğraşı
alanına göre de, çalışan gençlik, okuyan gençlik, işsiz
gençlik gibi (9, 135). Hangi sınıflandırmada yer alırsa
alsın gençlik evden uzaklaşma ve topluma açılma çağıdır.
Hayranlıklar ve tutkular çok sık görülür. Bir şarkıcıya,
bir sinema oyuncusuna, bir sporcuya veya genç bir
politikacıya hayranlık duyarak ona benzemeye çalışır.
Arkadaşlık ilişkileri her şeyden önemlidir. Teke tek
arkadaşlık, okul arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, takım
arkadaşlığı gibi değişik arkadaşlıklar kurulur. Arkadaş
grupları genellikle aynı sosyo-ekonomik ve kültürel
yapıya sahip kişilerden oluşur. Bu, ortak yönleri çok
olan gençlerin bir araya geldiğini gösterir. Spor
branşlarındaki takım arkadaşlıklarında ise bu kuralın
bozulduğu, sahip olunan spor becerisinin ortak yön
olarak ön plana çıktığı görülür.
Arkadaşlık yüzme gibi ne kadar erken
başlarsa o denli kolay gelişen bir yetenektir. En
sağlıklı bir ailenin bile çocuğa veremeyeceği tek şey
arkadaşlıktır. Aile ancak çocuğa uygun oyun ve
arkadaşlık ortamı yaratarak yardımcı olabilir.
Arkadaşsızlığın yarattığı yalnızlık ve eksiklik
duygusunu aileden gelen sevgi gideremez. Arkadaşlarca
aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının
önemli bir koşuludur. Genç bu ilişkilere girerek
zekasıyla, spor ve sanat yetenekleriyle kendini kanıtlar
(11, 70). Gençler için bir arkadaş grubuna girmek ve bir
arkadaş grubunda kalabilmek o kadar önemlidir ki, genç
bunun için pek çok şeyi göze alabilir. Kavga etmek,
hırsızlık yapmak, içki ve sigara içmek vb. çünkü genç
için toplumun ne düşündüğü değil, arkadaş grubunun ona
verdiği değer önemlidir. Bu nedenle gençlerin içinde
bulunduğu davranışlar, her gencin ailesi tarafından da,
arkadaşlarının çocuğunu ayartması şeklinde
değerlendirilir. Ve genç arkadaş grubundan koparılmaya
çalışılır.
Ana babalarının sandığının tersine bir
genci arkadaşları ayartmaz, çoğunlukla genç kendi
eğilimine uyan gençleri arar bulur. Okuldan sık sık
kaçan gençlerin ortak bir özelliği vardır. Hepsi de
okulda başarısız olan gençlerdir. Genel bir kural olarak
gencin ailesiyle çatışması büyüdüğü oranda arkadaş
kümesinin ayartıcı etkisine kapılma olasılığı artar (8).
Gençler oluşturdukları arkadaş gruplarında bir davranış
sapması göstermeseler bile erişkinlerin tepkisi
çekerler. Gürültülü müzikleri, umursamaz tavırları,
aykırı kılıkları ve değişik saç biçimleriyle
erişkinlerce yadırganır, küçümsenirler. Gerçekten bugün
bir gençlik alt kültürü oluşmuştur (2). Gençleri arkadaş
kümelerinden ayırmak yerine kümeleşmeyi desteklemek ve
örgütlemek gerekir. Gençleri takım sporlarına, gençlik
merkezlerinde çeşitli uğraşlara yönelterek olumlu
sonuçlar alınabilir. Bir mahalleye dikilecek iki basket
potası o çevrenin gençlerini aylaklıktan kurtarabilir
(11, 76). Davranış bozukluğu içine giren genç sadece
ailesi için üzüntü kaynağı değil aynı zamanda toplumun
geneli için de sorun olmaktadır. Bu nedenle aileler,
resmi kurumlarla işbirliği yaparak gençlere spor
yapabilecekleri ortamları hazırlamaları gerekir. Gençlik
sporları resmen organize edilmiş, yetişkinler tarafından
desteklenen ve yarışmayı da kapsayan programlar şeklinde
düzenlenerek, gençlere çok yönlü deneyim ve tatmin
olanağı sunulmalıdır. Organize edilmiş spora katılımın
sosyalleşme konusunda önemli olduğu, spor yapmanın
karakter oluşumu, manevi değerlerin gelişimi ve iyi
vatandaşlık özelliklerinin oluşumuna katkıda bulunduğu
günümüzde yaygın olarak kabul görmektedir.
Gençlerin topluma sosyalizasyonunun en başarılı biçimde gerçekleşmesi, gence verilen ideallerin ve kültürel değerlerin gence benimsetilmesine ve bu ideal ve değerlere ulaşmayı sağlayacak olan sosyal yapı kurumlarının düzenli işleyebilmesine bağlıdır. Sadece idealler verilip de o ideallere ulaşmayı sağlayacak araçların yeterli olup olmaması, düzenli çalışıp çalışmaması üzerinde durulmazsa, sosyalizasyon süreci başarılı olamaz. Bu durumda gençler ya kendi başlarına o hedefe ulaştıracağını sandıkları sosyal yapıyı kurmaya çalışırlar ya da sadece hayallerle yaşarlar, gerçeklikten uzaklaşırlar (3, 105). Gençlerin spora katılımı etkileyen konular olanak sağlanması, aile ile olan ilişkiler, arkadaşlarıyla olan ilişkiler, medyanın rolü ve bölgesel koşullar olarak sıralanabilir. Gençlik sporlarının organizasyonunda gençlerin ilgileri, cinsiyetleri, sosyo-ekonomik durumları ve coğrafi koşullar göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer gençler iyi organize edilmiş sportif aktivitelerde yer alırlarsa kontrolleri daha kolay sağlanır. Ülkemizde bugün, gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerinden sorumlu Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü teşkilatı bulunmaktadır. Gençlikle ilgili hizmetler bu genel müdürlüğün içinde küçük bir daireye görev olarak verilmiştir. Asıl üzüntü veren olay ise; 1989 yılında çıkarılan bir kanun hükmündeki kararname ile kurulan bu daireye, sadece bir daire başkanlığı kadrosu verilmiş, bunun dışında gençlik hizmet ve faaliyetlerini yeterince yürütecek profesyonel ve uzman kişilerin atanmasını sağlayacak kadro verilmediğinden büyük zorluklarla karşılaşılmıştır. 1969 yılında Cumhurbaşkanlığı tezkeresine dayalı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulmuş ise de 1983 yılı aralık ayında, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı birleştirilmiştir. (7, 14). Mevcut durumun gençlerin spora katılımı konusunda yetersiz kaldığı ortadadır. Aileler, özel kuruluşlar ve yerel yönetimlerin gençlik sporları için önemli katkılarda bulunması gerekmektedir. Ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığının yeniden kurulması gençlik ve spor hizmetlerine işlerlik kazandırmak için yeniden gündeme alınmalıdır. Günümüzde bütün ileri, uygar ülkeler gençlik ve spor etkinlikleriyle ilgili büyük emek ve paralar harcamaktadırlar. Gençliğe yapılan tüm yatırımlar aynı zamanda toplumların geleceklerine yapmış oldukları yatırımlardır.
KAYNAKLAR
|

