Kategori: YAŞAM BOYU SPOR
EGZERSİZİN YARARLARI
Egzersizin yararlarını
iki etapta inceleyebiliriz. Şöyle ki;
Egzersizin ilk
etaptaki yararı günlük yaşantı kondisyonunu
arttırmasıdır. Bu kondisyonun artması sonuçta, günlük
zorlanmalar karşısında insan vücudunun daha az yorularak
iş yapmasını sağlar. Bu günlük zorlanmaları kısaca
örneklersek, merdiven çıkma, otobüse koşma, hızlı yürüme
ve bir yükü aldırma veya taşıma gibi. Sonuç olarak
kişinin günlük işlerini kolayca yapmasını, yorulmadan
tamamlaması sağlanmış olur. Kişi belirli bir program
çerçevesinde fiziksel egzersiz yapmasının ardından,
egzersiz öncesi ve sonrasındaki günlük işler
karşısındaki durumunun egzersiz periyodunun sonundaki
olumlu gelişme açıkça görülebilir. Buradaki kondisyonun
ölçülmesine gerek yoktur.
Egzersizin ikinci
yararı tıbbi olanıdır. Yani fiziksel sakatlık ve
hastalıkların oluşumunu önlemek veya geciktirmek ve
tedavisinde kullanılmasıdır. Bu hastalıklardan en
önemlisi daha önceki bölümlerde anlatmaya çalıştığımız
ve temel oluşum nedeni hareket azlığına dayanan koroner
kalp hastalıkları, periferik damar rahatsızlıkları ve
hipertansiyon gibi kardiovasküler hastalıklar grubudur.
Bir diğer önemli grup ise sırt bozuklukları, yanlış
durum ve eylem anormallikleridir. En önemli vücut
anormalliği şişmanlıktır. Egzersiz de en çok bu
anormalliğin tedavisinde kullanılır. Yapılan
araştırmalarda Amerika da vücut anormalliklerinde
şişmanlığın birinci sırada olduğu ortaya çıktı.
Koroner kalp hastalıklarının oluşumundaki egzersiz noksanlığının yerini, günlük yaşantının ve adetlerinde etkilerinden ayırt etmek çok güçtür. Buradaki adetlerden kastımız sigara, diyet ve şişmanlığın etkileridir. Bu nedenlerden ötürü çeşitli araştırıcıların elde ettiği sonuçlarda çok değişik çıkmıştır.
Egzersizin yaşamın
uzunluğu ile ilgisi yıllardır tartışılan ve çeşitli
iddialar ortaya atılan bir konu olmuştur. Bazı Amerikalı
uzmanlar okul ve kolejlerde yapılan zorlu egzersizlerin
insan yaşamını kısıtladığını iddia etmişler. Bazıları da
bunun aksini söylemişlerdir.
Bu konu üzerine
yapılan bilimsel araştırmalar, longiditunal(uzun süreli)
incelemeler; okul çağlarında yapılan sporun ileri
yaşlarda devam ettirilmesi sonucunda, egzersizin sağlık
ve uzun yaşama üzerine hiçbir olumsuz etkisi olmadığını
ortaya çıkarmıştır.
Koroner kalp
hastalıklarının oluşum sıklığını ve ağırlığını düzenli
egzersizin azaltıp, azaltmadığını belirlemek için
yüzlerce araştırma yapıldı. Bu araştırmaların
çoğunluğunun kontrolleri sırasında koşulların uygun
olmayışı, denek sayısının azlığı ve yanlış vital(yaşamsal)
istatistikler yüzünden inandırıcı sonuçlar vermemiştir.
Tüm bunlara rağmen birçok yazar düzenli fiziksel
egzersizin KALP ATAĞINI önlemede büyük rolü olduğuna
inanırlar. Bu konu etraflıca 1967 yılında “The
Proceeding of the International Symposion on physical
activity and cardiovascular health” (Uluslararası
fiziksel aktivite ve kalp-damar sağlığı sempozyumu) de
incelendi. Ve bu konuda uygulanacak egzersiz programları
için Cooper, Bowerman ve Harris in kitapları önerildi.
Uzun yıllardır,
miyokard infarktüsü geçiren hastalar için tek tedavi
yolu uzun süreli yatak istirahatiydi. 1960lıs yıllardan
sonra bu görüş büyük değişikliklere uğradı. Artık,
kişilere göre değişen egzersizler bilim adamlarından,
hastalar için önerilmektedir.
Şişmanlık ile
diğer hastalıklar arasındaki bağın direk olarak kanıtı
oldukça güçtür. Yalnız, yapılan araştırmalar sonucu
birtakım hastalıkların şişman kişilerde, normal kilolu
insanlara oranla daha çok görüldüğü ortaya çıktı.
Şişmanlığa neden olarak yıllarca fazla yeme olarak
gösterilmiştir. Ama bu konunun temel nedeni hareket
azlığıdır. Şişmanlık derdinden kurtulmak için fiziksel
egzersiz yapılmalıdır. Yalnız bu egzersiz yapılmalıdır.
Yalnız bu egzersiz ile birlikte kalori kontrolü
gerekmektedir. Bu fiziksel egzersizler düzenli
diyetlerle birlikte sürdürülmelidir.
İnsan
organizmasının enerji gereksinimi temelde 3 maddeden
sağlanır. Bu maddeler karbonhidratlar, yağlar ve
proteinlerdir. Proteinler organizmanın yapı taşı olarak
faaliyet gösterirken, fiziksel aktiviteler için gerekli
enerjinin %98i karbonhidratlar(şekerler) ve lipitler
(yağlar) ‘den sağlanmaktadır. Egzersiz fizyologlarının
yaptığı uzun araştırmalar sonucunda fiziksel eforun
süresi uzadıkça devreye giren lipit miktarının arttığı
ortaya çıkmıştır. Kısa süreli ve süratli eforlarda
gerekli enerjinin %100e varan bölümü karbonhidratlardan
sağlanır. Yapılan fiziksel egzersizin uzun süreli
olması, organizmada deri altında biriken yağ
tabakalarının erimesine neden olur. Yağ birikimi önce
karın kaslarının bulunduğu bölgede oluşur. Fazla birikim
“göbeklenme” adı verdiğimiz oluşumu ortaya çıkarır. Bu
nedenle fiziksel eforların süresi uzatıldığında, yağlara
gereksinme duyulur ve önce karın kaslarının bulunduğu
bölgelerdeki yağlar devreye girer ve düzenli bir program
ile bu yağların eritilmesi sağlanabilir.
Organizmada bir
stres karşısında, bu strese karşı koyacak bir uyum
oluşumuna neden olur. İşte, insan vücudunun bir stres
karşısındaki durumunu, “egzersiz, emosyonel(heyecansal)
stresin fizyolojik sonuçlarını elimine eder, ” telkini
bazı uzmanlarca ortaya atılmıştır. Egzersiz bu konuda
muhtemelen şu mekanizmayla haraket eder.
“Egzersiz sonucunda adrenal bezlerinin uyarılma eşiği düşer. Uyarılma artar, böylece antistres streoidlerinin büyük bir depo oluşturmasına ve strese yanıt süresinin kısalmasına neden olur. ” Bu nedenle insanların iç tansiyonlarını azaltmak için de spor yapmaları gerekmektedir.
|