Kategori: TOPLUMSAL BOYUT
17-EĞİTİM VE SPOR
Eğitim sporun en önemli
boyutlarından birisidir. Spor bu boyutuyla ele
alındığında iki şekilde değerlendirilmesi gerekir. Spor
için eğitim ve eğitim için spor. Spor için eğitimde spor
amaçtır ve sporun en üst düzeyde gerçekleştirilebilmesi
için eğitimden yararlanılır. Sporcu eğitimi, antrenör
eğitimi, seyirci eğitimi, hakem ve spor yöneticilerinin
eğitimi söz konusudur. Bu anlamda eğitim sporun
hizmetindedir ve sporun teknik, estetik ve performans
düzeyini yükseltmek için vazgeçilmez bir yoldur.
Antrenman bilimi ve spor fizyolojisi, spor psikolojisi,
spor yönetimi ve işletmesi, spor pedagojisi gibi pek çok
bilim dalı spor için eğitimde önemli yer tutar. Eğitim
için sporda ise spor, eğitimin hedeflerine ulaşması için
kullanılan araçlardan sadece bir tanesi ama belki de en
eğlencelisi ve doğru kullanıldığında en etkilisidir.
Eğitim bireyin
davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak
istendik değişme meydana getirme sürecidir. Kasıtlı
olarak kültürlenmeye eğitim denilir (4, 12). Genel
anlamda eğitimin dört amacı vardır. Bireyi kültürlemek,
toplumsallaştırmak, üretken olmasını sağlamak ve
bireyselleştirmek (2, 13). Bireyselleştirmede,
bireylerin gizil güçlerinin ortaya çıkartılması ve
istenen doğrultuda değiştirilmesi söz konusudur. Bu
değişim bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanlarda
oluşturulabilir. Eğitimle aktarılan kültürel değerler;
müzik, resim, yontu, folklor, bilim, teknik spor vb.
olarak ele alınabilir (8, 25). Toplumsallaştırma,
bireyin o toplumdaki yazılı olan ve olmayan kuralları
benimsemesi anlamındadır. üretkenlik ise bireyin kendi
yeteneklerine uygun bir iş sahibi olarak kendi geçimini
sağlaması, toplumun zenginliklerini koruyan ve
kalkınmasına katkıda bulunan sağlıklı, mutlu ve dengeli
bir insan olmasıdır. Günümüzde eğitimin amaçlarının,
bireyi, nedenini anlamaksızın yapacağı tercihlere
koşullandırmaktan çok özgürce tercihler yapmaya teşvik
etmek olduğu kabul edilmektedir. Bu bakımdan eğitim,
bireyin özgür kılınmasında önemli bir etken olmaktadır.
Burada, sözü edilen özgürlük kavramı; insana değer
verilmesini, insanların eşit haklara, eşit fırsatlara
sahip olmasını da kapsamına almaktadır (3, 141). Bu
durumda, eğitimin bireyi bir yurttaş olduğu kadar, bir
insan olarak da biçimlendirmesi gerekir. insan fiziksel,
zihinsel ve ruhsal yönleriyle bir bütün olarak
değerlendirilmeli, eğitim bu hizmeti gerçekleştirecek
şekilde düzenlenmelidir. Aksi takdirde belli bir eğitim
düzeyinde, bir meslek sahibi ve yeterli bir geliri
bulunan ancak kendini gerçekleştirememiş pek çok insan
ortaya çıkmaktadır. Başarılı görünümleri arkasında
mutsuz ve dengesiz yaşantılarıyla bu insanlar topluma
beklenilen katkıyı sunamamaktadır.
Maslaw'a göre kendini
gerçekleştirmiş kimselerdeki belli başlı özellikler
şunlardır; (3, 122).
Bütün bu özellikler
insana önce kendini, sonra başkalarını tanıyabilme
fırsatının olabileceği yoğun yaşantılar sayesinde
kazanılabilir (7, 165). Spor bunun en güzel
örneklerinden biridir. Spor ortamı içinde birey kendi
yeteneklerini ve başkalarının yeteneklerini tanımayı,
eşit koşullarda yarışmayı, yenilgiyi kabullenerek
başkalarını takdir edebilmeyi, kazandığı zaman mütevazı
olabilmeyi, başkalarına yardım etmeyi, doğayla ve
zamanla yarışarak zamanını ve emeğini en uygun şekilde
kullanmayı öğrenir. Bu anlamda spor insanı çok yönlü
olarak hayata hazırlamayı amaçlayan çağdaş eğitim
sisteminin önemli bir aracıdır.
Demokratik toplumların
eğitim anlayışının başında bireylerin düşüncelerini,
beklentilerini özgürce ifade edebilecekleri ortamın
yaratılması temel ilke olarak yer almaktadır. Görüldüğü
gibi sadece fikir eğitiminden sorumlu bir öğretim ve
eğitim sistemi artık geçerli değildir. çünkü insan
sadece beyinden ibaret değildir, onun en az öteki kadar
eğitilmeye gereksinimi olan bir vücudu ve ruhsal durumu
vardır. Bunu sağlayan en etkili yolun beden eğitimi
etkinlikleri ve spor olduğu anlaşıldıktan sonradır ki
bütün ileri, uygar ülkeler bu uğurda hiç bir
fedakarlıktan kaçınmamışlar, büyük emekler ve paralar
harcamışlar ve çabalarını arttırmakta devam etmişlerdir.
Bizimse ulus olarak, bu gerçeği teorik olarak kabul
ettiğimiz halde henüz uygulama alanına tam olarak
aktaramadığımız bir gerçektir (1, 34). 1739 sayılı
Eğitim Temel Kanununun, Türk Milli Eğitiminin genel
amaçları bölümünün ikinci maddesinde ‘Bir ülkenin
kalkınma ve gelişmesinde en önemli faktör olan insanı,
gücü mükemmel, fizik kapasitesi yüksek, ruh sağlığı tam,
çocukluk yıllarından itibaren istemli bir beden eğitimi
ve sporun ömür boyu uygulanması gerektiğine inanmış,
bunu alışkanlık haline getirmiş olarak yetiştirmek
esastır açıklaması yer almaktadır. Bu amaca ulaşabilmek
için okul öncesi eğitimden başlayarak, eğitimin her
kademesinde spor uygulamalarının yer alması gerekir.
Tüm dünyada eğitimin
temel amacının, eğitilen ferde içinde yaşadığı toplumun
değerlerinin aktarılması, uzun vadede onu toplumun
yetkin, dengeli ve üretken bir üyesi haline getirmek,
dolayısıyla da toplumsal entegrasyonu temin etmek ve
sürdürmek olduğu açıktır. Ancak her ülke kendi eğitim
politikasına göre eğitimin amaçlarını, süresini ve
kapsamını belirleyerek uygular (5, 234). Beden Eğitimi
ve Sporu tam bir program içinde uygulamaya başlayan ve
bunu genel eğitim sisteminin bir parçası sayan ilk ulus,
eski Yunanlılardır. Yeni çağlarda, Beden Eğitimi ve
Sporu sistemli bir hale getiren ilk ülke ise Almanya
olmuştur (13, 24). Gerçekten, spordan günümüzde hem
sosyalleşme ve sosyal dayanışma süreçlerini
oluşturmanın, hem de bu süreçlerde erişilen hususları
korumanın; yani, sosyal entegrasyonun aracı olarak
yararlanılmaktadır. Sivil toplum örgütlerinin etkin bir
biçimde fonksiyonel olduğu günümüz Almanya'sında her
dört yurttaştan birin bir spor kulübünün aktif üyesi
oluşu, bu ülkede engelliler ve hatta çocuklu annelere
yönelik spor programlarının varlığı, çağdaş endüstriyel
bir toplumda sporun yerini göstermektedir (6, 312).
Ülkemizde de spor temel eğitim programı içinde beden
eğitimi dersleri ile yerini almıştır. Beden Eğitimi
derslerinin amacı ise, Atatürk İlke ve İnkılapları,
Anayasa, Milli Eğitim Temel Kanunu ve Türk Milli
Eğitimin temel amaçları doğrultusunda; öğrencilerin
gelişim özellikleri de göz önünde tutularak, onların
kişisel ve toplumsal yönden sağlıklı, mutlu, iyi ahlaklı
ve dengeli bir kişilik sahibi, yapıcı, yaratıcı ve
üretken, Milli kültür değerlerini ve demokratik hayatın
temel ilkelerini benimsemiş fertler olarak
yetiştirilmesi olarak belirlenmiştir.
Sağlıklı insanlar,
sağlıksız insanlardan daha güvenilirdirler. O halde
gelecekte toplumda sorumluluklar yüklenecek
yetişkinlerin iyi alışkanlıklar edinmesinde gerek
bireylerarası gerekse toplumlararası iyi ilişkilerin
kurulmasında ve devamında çocukluktan başlayan beden
eğitimi ve spor faaliyetlerinin büyük önemi vardır. Bu
bakımdan sporun, üzerine eğilinmesi gereken bir konu
oluşu dünya ülkeleri tarafından da ele alınmıştır.
UNESCO gibi kuruluşlar bu konuya önemle eğilmişler,
dünyada birçok ülke beden eğitimi ve spor derslerinin
arttırılması yoluna gitmiş, sporda başarılı öğrencilere
burslar, ödüller vererek teşvik etmişlerdir (10, 187).
Eğitim dönemlerinde gereği gibi ele alınmayan hareket ve
beden eğitimi, çocukta ve okul gençliğinde spor
bilincini ve alışkanlığını oluşturamamaktadır (12, 22).
Sonuçta, bedensel enerji kapasitesini iyi kullanamayan,
bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden sağlıksız nesiller
yetiştirme sorunuyla karşılaşılmaktadır (11, 197). Okul
öncesi ve ilkokulların ilk sınıflarında müfredat
programlarına baktığımızda bu programların günlük işlere
ve anlayışa dayalı temel becerileri edinme ve
geliştirmeyi ön plana aldığı, taklidi hareketlere ve
dramatizasyona yer verildiği görülmektedir. İlkokullarda
beden eğitimi derslerinin büyük bir çoğunluğu temel
sportif eğitimden yoksun sınıf öğretmenlerince işlendiği
göz önüne alınırsa uygulamanın ne derece sağlıklı
olacağı düşünülmelidir (10, 187). Eğitime yapılan
yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu kabul ederek,
teorik anlamda kabul edilenlerin hayata geçirilmesi
gerekir.
Verhaegen'in belirttiği
gibi sporun eğitimde yararlı olabilmesi için bir
topluluk içerisinde bireysel özgürlüğün egzersizi,
kendini ve başkalarını daha iyi tanıma, iletişim ve
değişim, duygulanım gücünün gelişmesi, sevinç ve
mutluluk kaynağı olması, çeşitli bedeni, ahlaki ve
entellektüel değerleri yaşanmış deneyimler haline
getirmesi gerekir (14, 29). Eğitimin başlangıç
noktasında da, kısa ve uzun vadeli amaçlarının temelinde
de insan vardır. Bu anlamda eğitimin bir parçası olarak
spor, toplumsal sağlık, huzur ve barış için insanın
bütünlüğüne ve tüm kişiliğine katkıda bulunacak şekilde
değerlendirilmelidir. Her bireyin karşılanması gereken
sosyal ihtiyaçları arasında, ait olma, sevilme, tanınma
ve kabul edilme isteği bulunur. Bu ihtiyaçları
karşılandığında, bireyin topluma uyumu kolaylaşacaktır.
Spor, eğitim sistemi içinde gereken yeri ve önemi alıyor
ise, bireye bu ihtiyaçlarını karşılama olanağı sağlanmış
olur. Sosyal tatmini yaşayan birey mesleki yönden
eğitilmek, toplumsal idealleri benimsemek ve toplumsal
gelişmeye katkıda bulunmaya hazır durumdadır.
KAYNAKLAR
|

