Kategori: SPOR KÜLTÜRÜ
ANTİK ÇAĞDA OLİMPİYATLAR
Olimpiyatlar antik çağda, M.ö. 776
tarihinde Yunanlılar tarafından başlatılmıştı. Ve bu
“Antik Olimpiyatlar” hiç kesintiye uğramadan Yunanistan
ın Peloponnes Yarımadası nın Güneybatısındaki eski
Olimpia da tam 1200 yıl boyunca devam etti. (Özünde
Yunan Birliği ni sağlayıcı nitelikleriyle Olimpia,
Pythia, Nemea ve İsthmia oyunları dört taneydi.) Pythia
Oyunları tanrı Apollon adına önce 8 yılda bir, daha
sonra da dört yılda bir Delfi mabedi civarında M.ö. 586
yılından itibaren düzenlenmeye başlamıştır. M.ö. 576 yılında Elis ve Sparta kentleri anlaşarak Pisa kentini ortadan kaldırmış ve Pisalıların düzenlediği oyunları, anolypias(yapılmamış, olmamış olimpiyat oyunları) olarak ilan etmişlerdir. Elis kenti M.ö. 420 yılında , Spartayı kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle oyunlardan ihraç etmiştir. M.ö. 431-404 yılları arasındaki Pelepones savaşları kent devletleri(site devletleri) arasındaki tüm inanç birliğini ortadan kaldırmıştır. Tanrı Zeus adına düzenlenen Olimpia oyunları ilk zamanlarda sadece bir gün sürmüştür. M.ö. 486 yılından itibaren Perslerin istilası nedeniyle, Avrupanın değişik yerlerine ve Pelepones ‘e göç eden İyonyalıların katkıları ile dinsel törenler ve seremonileri içine alarak 6 güne çıkmıştır. Yarışma galiplerine zeytin dalından çelenkler takılırdı. M.ö. 486da İyonyalıların göçünden itibaren bu oyunlar dört yılda bir yapılmaya başlandı. Roma İmparatorluğu sonrası göçler, ekonomik zorluklar, istilalar olimpiyat şenliklerinin düzenli yapılmasını engellemiştir. M. S. 44 yılında Antakyada olimpiyat oyunları yapılmaya başlanmıştır. M. S. 393te Roma İmparatoru Theodosius, I. Papalığın simgesi olduğu gerekçesiyle Olimpiyatları yasaklamıştır. Her dört yılda Yunan şehir ve kolonilerinden çok sayıda insan Olimpiaya gelirdi. O dönemler Olimpia eşsiz bir sanat, kültür ve tarih olaylarına tanık olurdu. İzleyenler sadece sportif etkinlikleri değil, devrin tanınmış tarihçilerini, şairlerini, şarkı sözü yazarlarını, heykeltraşlarını da izler ve görürlerdi.
Ünlü heykeltraş Fidias orada bir atölye kurmuş ve dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Zeus Heykelini(Fildişi ve altından yapıldı) orada yapmıştı. Pindar en güzel şiirlerini, olimpiyat oyunlarını kazanan kahramanlar için yazmıştı. Plato orada konuşurdu. Herodot, Herodot Tarihinin bir kısmını orada okudu. Miletli Thales oyunları izlemek için oraya gitti ve orada öldü. Antik çağda spor “Kalos Kagathos” insanı yaratmayı hedeflemekteydi. Kısaca sporun o dönemdeki temel amacı “fiziksel ve ruhi güzelliğin uyumlu bileşimi” ne sahip insanı yaratmaktı. Oyunlar Yunan mitolojisinin yüce Tanrısı Zeus onuruna yapılırdı. Olimpiaya gitmek , aynı zamanda Zeusa ait en kutsal yer olarak kabul edilen Altis diye adlandırılan koruyu tavaf etmek demekti. Olimpia, geniş Alpheios nehrinin kuzey yakasında, Elis dağlarından çoşarak gelen Kladeosla buluştuğu birleşme noktasının doğusunda verimli, yemyeşil bir ovada yer alıyordu. Yörenin üzerinde doğuya doğru, adını Zeusun babasından alan ulu çamlık Kronion (Kronos) Tepesi vardı. Özünde oyunların bu kadar sapa bir yerde nasıl yapıldığı hep soru işareti olmuştur. Ama Antik çağda Alpheios nehri ulaşımda kullanılıyordu ve Olimpiaya hem denizden, hem de karadan ulaşılabiliyordu. Şair Pindara göre Olimpia, Yunan mitolojisinin süper kahramanı Herakles tarafından yaratılmıştı. Efsaneye göre Herakles koruda bir düzlük yaratıp, Altisin sınırlarını çizmiş ve Zeus şerefine ilk oyunları başlatmıştır. Olimpiyat Oyunlarının ilk yıllarında stadyum yoktu. Atletler start noktası olarak kumda çizilen bir çizgiyi kullanırdı. Bitiş çizgisi de Olimpiyat Oyunları Zeus onuruna yapıldığı için Zeus Tapınağına yakın bir noktadaydı. İzleyenler ise Kronion (Kronos) Tepesinin eteklerinde dururlardı. İlerleyen yıllarda stadyum da yapılmaya başlandı. Daha sonraki yıllarda M.ö. 350 civarlarında şahane bir stadyum inşaa edildi. Bu stadyum Altis sınırları dışında yapıldı. Amaç oyunların dini törenlerin bir parçası olmasının dışında başlı başına da bir etkinlik olduğunu ortaya koymaktı. Stadyumdaki pist kilden yapılmıştı. Üzerine ince tabaka bir kum serilmiş ve düzeltilmişti. İki uca doğru konulan taş eşiklerle başlangıç ve bitiş noktaları belirlenmişti. çevresini yarışmaları ayakta izleyen seyircilerin serinlemesi için yapılmış havuzcuklar oluşturan bir kanal çevreliyordu. Pistin uzunluğu 192. 28 metreydi. (Bu mesafe bir stadion-stadyum olarak kabul edilir) Bu mesafe için iki değişik yorum yapılır. Birisi Heraklesin ardı ardına 600 adım alması ile belirlendiği, diğeri ise Heraklesin bi mesafeyi bir nefeste koşmuş olmasıydı. Pistin güney ucunda bir hakem kürsüsü bulundu. Her ne kadar hakemler bitiş çizgisinde dursalar da, bu kürsü onursal bir yerdi. Altisten stadyuma 32 metre uzunluğunda bir giriş tüneli bulunurdu. Tünelin kullanımı sadece atletler ve hakemler içindi. Tünelin duvarları atletlerin yazdığı grafiti(duvar yazıları) ile dolardı. Stadyumun dışında M.ö. II. yüzyılda bir de gymnasium(spor salonu) yapılmıştı. Burada iki koşu pisti bulunurdu. Atletler yağmurlu ve soğuk havalarda çalışmalarını burada sürdürürdü. Dövüş sporları ve atlama yarışmaları da palaistralar da yapılırdı. Olimpiadaki ilk palaistra M.ö. II. Yüzyılda yapılmıştı.
Arkada birkaç
odası bulunan dört tarafı sütunlarla çevrili büyük bir
avluydu. Romalı Mimar Vitruviusun palaistranın
özelliklerini yazdığı bilgilere göre Olimpiada bulunan
palaistranın 19 odasının çoğunun kullanım amacı
belirlenmiştir. Ortak oda, yağ odası, pudra odası(bu
zemini mermer olan tek odaydı, diğerleri sıkıştırılmış
kilden yapılmıştı), soğuk banyo, kum torbası bulunan
antrenman odası, atlama için uzun oda, güreş odası ve
diğerleri. Eğer Olimpia 1766 yılında Society of
Dilletanti(Sanatseverler Topluluğu) adına bir keşif
görevi ile yöreye giden İngiliz teolog ve eski eser
meraklısı Richard Chandler tarafından bulunmasaydı,
bildiğimiz modern olimpiyat oyunları belki de hiç
gerçekleşmeyecekti. Chandler, Pausaniasın izini sürüp,
bir yandan da yöredeki Türklere sorduğu birkaç soruyla,
kendini tesadüfen Altiste bulur. Ve kendini neredeyse
tamamen gizlemiş yerleşmeyi, Zeus Tapınağının
duvarlarından tanır. GÜNÜMÜZDE OLİMPİA
Carl Diem ve John Ketseas akademi projesi ve gerekçelerini birlikte hazırlamışlardır. Ama teklif 1949 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantısında John Ketseas tarafından gündeme getirilmiştir. Uluslararası Olimpik Akademi “Olimpiyat oyunları ve sporun tarihi;olimpizmin temel prensipleri ve olimpiyat idealinin manevi yönü;modern olimpiyat oyunları, olimpiyat hareketinin gelişimi” gibi konuları inceler. Bu konularla ilgili olarak her yıl Olimpiada toplantılar yapılır. O toplantılara her ülkenin Milli Olimpiyat Akademilerinden temsilciler katılır. Olimpiaya çıkış yolu üzerinde bir de Olimpiyat Müzesi bulunuyor. Orada antik çağdaki spor oyunlarından kalan kullanılmış spor aletleri bulunmakta.
|

