Kategori:
SPOR PİSİKOLOJİSİ
 
SPOR PSİKOLOJİSİ
İnsan vücudu, bilindiği gibi fizyolojik, psikolojik ve
sosyolojik bir saç ayağı üzerinde iç ve dış dengesini
kurmuştur. Bu ayakların her biri, insanın sağlıklı bir
yaşam sürmesini ve sağlıklı davranışlar sergilemesine
neden olmaktadır. Aşağıdaki satırlarda spor psikoloji
ile ilgili bazı temel kavramların tanımlarını
bulacaksınız.
1-Başarının psikolojik önkoşulları nelerdir?
Sportif başarı bedensel performans zihinsel performans
ve psikolojik performansın toplamlıdır. Özellikle derby
maçları olarak tanımlanan, üstün fizik kondisyon ve
mükemmel tekniğe sahip en iyi sporculardan oluşan
takımlar arasındaki müsabakalar aslında “psikolojik
maçlar”dır. Bu gibi durumlarda başarılı olmak için
gereken ön koşullar bilen ve uygulayabilen sporcu ile
antrenör başarılı olacaktır. Kazanmak, galip gelmek ya
da yenilmemek olarak düşünülmemelidir. Sadece sonucu
düşünmek ve ne olursa olsun galip gelmeye çalışmak
sporcunun doğru düşünmesini ve doğru davranmasını
engeller. Sporcu sadece mevcut potansiyelini sergilemeyi
düşünmelidir. Rakibin gücü, maçın önemi, seyircinin
tezahüratı, basının izlemesi, sporcu izin vermediği
sürece performansını etkileyemez. Sporcu başarısını
sağlayanında, engelleyeninde yalnızca kendisi olduğunu
bilmelidir. Tek rakip vardır, o da sporcunun kendisi
kendisini yendiği zaman, yani izleyicinin, basının,
rakibinin, hakemin, hatta hava ve saha durumunun
başarısına tanık olmaya hazır beklediğine inandığı zaman
kazanmış demektir. Ve sonuç kendiliğinden gelir. Bu
güvenle sahaya çıkan sporcu her şeyin kendi kontrolünde
olduğuna inandığı için ne gerekiyorsa yapacaktır. çünkü,
beyni ile vücudu arasında önlenemeyecek bir iletişim
vardır. Aksini düşünürse vücut da o şekilde hareket eder
ve vücut nasıl davranırsa beyin o şekilde düşünür. Panik
halinde hareket eden, koordinasyon bozuk, telaşlı
davranışlar sergileyen, hakeme sinirle el kol
hareketleri yapan, takım arkadaşlarına bağıran bir
sporcunun beyni, o gün kötü bir günde olduğunu, her
şeyin ters gittiğini, bu kadar şansız bir günde
kazanmanın mucize olacağına düşünmeye başlar.
Düşüncesinde yenilgiyi kabullenen, kazanacağı konusunda
şüpheler olan sporcu, asla kazanamaz. Başarılı sporcu
mücadeleyi seven, zorluklarla başa çıkmayı zevkli hale
getirebilen, yaratıcı, büyük düşünen ve hayaller
kurmaktan korkmayandır. En yeni tekniklerle, en iyi
koşullarda ve en bilgili antrenörlerle çalışan, benzer
yetenekli birçok sporcudan sadece bazılar şampiyon veya
yıldız sporcu olur. çünkü, onlar psikolojik olarak
başarmaya hazırdırlar. Kendine güvenir, yenmek ya da
yenilmemek için oynamaz, sadece elinden gelenin en
iyisini yapmaya çalışır. Yaptığı işten zevk alır ve
kendisi izin vermedikçe hiçbir şeyi ya da kimsenin
başarısını engelleyemeyeceğini bilir. Kendisi ile ilgili
asla olumsuz düşünmez. Sadece o anı yaşar ve hata
yapmaktan korkmaz. Olumlu davranışlara yol açacağına
inanır. Neşeli rahat ve kendinden emindir.
2-Sporda psikolojik bilgi edinme nedir?
Bir
antrenör sporcularını seçerken ve antrenman planlaması
yaparken onların fiziksel özellikleri kadar, psikolojik
özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Birçok
antrenör sporcuların neler hissettiğini çok iyi
bildiğini, onları anlayabildiği çünkü daha önce
(sporcuyken) benzer şeyleri kendisinin hissetmiş
olduğunu düşünür. Ancak bu tür subjektif
değerlendirmeler yanıltıcıdır. Sporcular hakkında doğru
bilgiler elde edebilmek için bilinçli yöntemler
seçilmelidir. Spor psikolojisinde en çok kullanılan tanı
koyma yöntemleri; vaka tarihçesi, gözlem, deney, test ve
sosyometridir.
Vaka tarihçesi:
Bir sporcunun
hayatı ve özgeçmişi hakkında bilgi toplamayı ifade eder.
Bilgiler genellikle anket yöntemi ile toplanır. Gerekli
olduğu hallerde sporcuya yakın kişilerle görüşme
yapılır.
Amaç sporcunun umutları, hobileri,
spor geçmişi, ulaşmak istediği hedefler, evindeki yaşam
koşulları, ailesinin tavrı ve eğitim tarzı, geçmişteki
başarı ve başarısızlıkları ile okul ve mesleki durumunu
tespit edebilmektir.
Gözlem:
Yeni bilgiler edinmek
için planlı bir şekilde sporcunun gözlenmesidir. Bu
yöntem sporda vazgeçilmez tanı yöntemlerinden biridir.
Sporcunun bir başkası tarafından gözlenmesi (dış gözlem)
sonucu, yorgunluk belirtileri, saldırgan tepkileri,
öğrenmedeki ilerlemesi, korkuları, etkileşim şekilleri
ve belirli durumlardaki duygusal tepkiler saptanabilir.
Bunun yanı sıra sporcunun da kendisini gözleyerek
(içebakış) ne zaman heyecanının yükseldiğini, hangi
durumlarda dikkatini tam olarak toplayabildiğini özel
antrenman ve yarışmalarda ne düşündüğünü, neler hayal
ettiğini saptaması yararlı olur
Deney:
Bir olayın planlı ve
kasıtlı olarak gerçekleştirilmesidir. Sporda deney ve
testi kesin olarak birbirinden ayırmak olası değildir.
Deneyde daima bağımlı bağımsız değişkenler bulunur.
Bağımsız değişken deneyi yöneten kişi tarafından tespit
edilip düzenlenir. Bağımlı değişken ise tespit edilmiş
koşulları bağlı olarak gözlemlenen değişiklilerdir.
Örneğin, uykusuzluğun basketboldeki isabet yüzdesi
üzerine etkisi araştırıldığında, uykusuzluk bağımsız
değişken, isabet yüzdesi bağımlı değişkendir.
Test:
Sporda test yöntemleriyle
hem yetenekler hem de kişilik özellikleriyle ilgili
bilgiler toplanır. Örneğin zeka testleri, fiziksel
uygunluk testleri v. b Bu testlerin kullanım, uygulama
ve değerlendirilmesi ilgili test prosedürüne uygun
yapılmalıdır.
Sosyometri:
Bir grup veya takımın
öncelikle duygusal yapısını belirlemeye yarayan tüm
çalışmaların ortak adıdır. Bu çalışmalar belli
kriterlere göre kabul görme veya reddedilme yoluyla
gerçekleşir. Böylece gruptan dışlananlar ve sevilen
kişiler ile grup içi ilişkiler ve sorunların nedenleri
tespit edilebilir
Antrenörlerin, ancak tanı koyma yöntemleriyle sporcuları
hakkında doğru bilgilere ulaşmaları ve buna dayanarak
sporcuların gelecekteki davranışlarını hem tahmin
etmeleri hem de sevk ve idare etmeleri olasıdır
3-Sporda düşünce süreçleri nelerdir?
Sporda düşünce sürecinin
özelliklerinin ve çeşitlerinin bilinmesi hem antrenörün,
hem de sporcunun teknik ve taktiği bilinçli olarak
uygulayabilmesi açısından yararlıdır. Yarışmalar
sırasında son derece heyecan duyulan ortamlarda ve her
an beklenmedik durumlarla karşı karşıya olan sporcunun
her şeye rağmen kendinden isteneni yapabilmesi hiç de
kolay değildir.
Yarışma devam ederken bulunduğu pozisyon içerisinde
hedefi, kendi durumunu, takım arkadaşlarının ve rakibin
durumunu süratle değerlendirerek doğru hareket etmek
zorundadır. Yapılan her hatayı veya olası daha uygun
hareketi dışarıdan kolaylıkla gözleyip eleştirmek
olasıdır. Sporcudan yoğun yüklenme içerisinde ve süratle
hareket ederken mantıklı ve doğru hareket etmesi
beklenir.
Antrenörler genellikle antrenmanlar içinde
söylediklerine uygun davranan sporcunun yarışmalarda
bunları unutmuş gibi davranmalarını anlamakta güçlük
çekerler. Oysa bilinme gerekir ki yarışmalarda
gerçekleştirilmesi istenen düşünce süreçleri ancak
yarışmaya benzeyen anlam ve önemi olan ortamlarda
öğretilebilinir. Ve sporcunun deneyini geçirdiği
hazırlık sezonu ile sporun türü, düşünme şeklini
etkiler. Sporda görülen düşünce çeşitleri aşağıda
örneklenmeye çalışılmıştır.
Somut düşünce:
Özellikle
küçük yaştaki sporcuların düşünme şekli, somut olarak
algılanabilene bağlıdır. Bu yüzden oyun içindeki olası
gelişmeleri önceden zihinde canlandırarak soyutlamaları
olası değildir. Ancak 10-12 yaşından itibaren sporcudan
somut düşünceyi gerçekleştirmeleri beklenebilir.
Yeniden üretilen düşünce:
Yeni
ilişkileri kavrama ve yeni çözümler geliştirmede büyük
yarar sağlar. Yeni hareketler bulunması bunlar arasında
bağlar kurulması yeteneğidir. Ve hayal gücüyle yakından
ilişkilidir. Özellikle dans, artistik patinaj, ritmik
cimnastikte yaratıcı düşünce yeteneğine gereksinim
vardır.
Ama genelde tüm performans sporcuları için yaratıcı
düşünce zorunludur
Kavram düşüncesi:
Hareketlerin öğrenilmesi ve uygulanmasında temel
oluşturur. Sözlü olarak yapması gerekeni anlayabilen
sporcu, becerilerini daha net ve istenen hedefe yönelmiş
olarak gerçekleştirebilir.
Her kavramın bir içeriği vardır. Bu kavramın açık ve net
olarak ortaya konması daha çabuk öğrenilmesini sağlar.
Bu antrenör ve sporcunun birbirini anlayabilmesi için
şarttır.
Soyut düşünce:
Sporcunun
edindiği deneyimleri göz önünde bulundurarak
karşılaştığı benzer sorunların üstesinden gelebilmesini
sağlar. Bu sayede sporcu var olan yetenek ve
becerilerini sonuç elde etmeyi sağlayacak şekilde
organize edebilir.
Sezgisel düşünce:
Sporcunun
daha önceden edindiği benzer bir deneyim olmamasına
karşı yeni olan sorun ile ilgili çabuk ve doğru karar
verebilmesidir. Örneğin sporcunun uygulanmakta olan
taktiğe uygun olmayan bir harekete bulunarak takımına
sayın kazandırması ya da antrenörün iyi bir oyuncuyu
görünen bir neden olmaksızın değiştirmesi gibi.
Kontrollü
düşünce:
Sporcunun kendi hareketlerini analiz edebilmesi ve
hatayı kendi dışındaki nedenlerle(rakip, antrenör, takım
arkadaşları, hakem v. b)aramak yerine, kendi
yanlışlarını tespit etmeye yönelmesidir. Bu sayede
sporcu kendisini bilinçli olarak izleyerek var olan
yanlışlarını düzeltebilir.
Batıl düşünce:
Bu düşünce
şeklinde, arasında ilişki bulunmayan olay da nesnelerle
başarı ya da başarısızlık arasında ilişki kurulmaktadır.
Örneğin belli bir forma, maskot, muska, v. b Bağımlı
şekle gelmedikten sonra özellikle genç sporcularda
duygusal dengenin korunması açısından yararlı olabilir.
4-Sporda hedef belirlemenin önemi nedir?
Sporda hedef belirleme, sporcunun amacına ulaşabilmek
içim öncelikle elde edilmesi gereken özelliklerin ortaya
konulması anlamına gelir. Hedeflerin belirlenmesi,
sporcunun performansını geliştirmek için planlamalar
yaparken antrenöre yol gösterir.
Sporcudan beklenenlerin neler olduğunu açık ve anlaşılır
biçimde ortaya koyacağı için de sporcunun motivasyonunu
artırarak, çalışmanın kalitesini yükseltir. Sporda
hedefler belirlenirken sporcunun sahip olduğu fiziksel
ve psikolojik beceriler göz önünde bulundurulmalıdır.
Ulaşılması çok zor olan hedefler ya da hemen
başarılabilecek kolay hedefler bir yarar sağlamaz.
Sporda yeni başlamış, kendi kapasitesi ve spor branşıyla
ilgili yeterli bilgisi olmayan genç sporcularda hedef
belirlemeyi antrenör yapılmalıdır.
Ancak, ilerlemiş sporcularda, hedefin sporcunun kendisi
tarafından belirlenmesi sporcunun daha istekli ve
sorumlu davranmasını sağlar. Bu durumu antrenör ve
sporcu arasında samimi ve güvene dayalı bir ilişki
bulunmalı, sporcunun hedeflerini belirlemesine ona
yardımcı olmalıdır.
Sporcunun eğer varsa o andaki hastalık veya sakatlık
gibi problemleri unutulmamalı, onlar da göz önüne
alınmalıdır. Hedeflerin ne zaman ve ne düzeyde olduğu
bilinmelidir. Örneğin; hafta sonu oynanacak basketbol
maçında 5 tane üç sayılık atış yapabilmek veya 10
savunma ribauntu alabilmek gibi.
Genelde sporcular ve antrenörler hedefleri maçı kazanmak
olarak belirler. Oysa maçı kazanmak sporcuların kendi
dışındaki başka faktörlere de bağlıdır. Örneklersek ;
rakibin durumu, izleyicilerin etkisi, hakem, hava durumu
v.b
Bu nedenle sonuç yerine performans düzeyi ile ilgili
hedeflerin belirlenmesi daha doğru olabilir. Performans
hedeflerinin gerçekleşmesi sonucunda başarı
kendiliğinden gelecektir
Hedefler ulaşıldıkça basamaklı olarak yükseltilebilir.
Hedefler sadece yarışmalar için değil, antrenmanlar için
de belirlenmelidir. Sporcu yarışmadan daha uzun bir
süreyi antrenmanlara ayırmaktadır. Hedeflerin
belirlendikten sonra not şeklinde yazılarak sporcunun
sürekli görebileceği bir yere asılması yararlı olur.
Hedefler başarıldıkça abartılı olmayan ödüller verilmesi
sporcunun motivasyonunu devam ettirecek ve kendine olan
güvenini artıracaktır.
Sporcunun hedefleri yanımda takımlar için de hedefler
belirlenebilir. Ancak takım hedeflerinin sporcu
hedefleriyle ilişki olmasına dikkat edilmelidir.
Takım hedeflerinin belirlenmesi sporcuların birlikte
çalışma ve başarma isteğini artırır. Belirlenen
hedeflere ulaşılabilmesi için sporcunun antrenörü
yanında, takım arkadaşları ve ailesi tarafından da
desteklenmesi gerekir. Hedeflerin zihinsel hayal
edilmesi onların gerçekleştirilmesinde etkili bir
yoldur.
Belirlenen hedeflerin neler olduğu, ne zaman
gerçekleştirilmesi beklediği kartoteksler üzerinde
yazılarak takip edilmeli ve kaydedilen ilerleme ile
ilgili bilgiler sporcuya bildirmelidir.
Ama her şeyden önce sporcu ve antrenörü hedef
belirlemenin yararına ve zorunluluğuna inandırmak
gerekir.
5-Motivasyon nedir?
Sportif yüksek performansın elde edilmesi için sporcunun
uzun ve yoğun antrenmanlara katlanması, ulaşılmış olduğu
performansı değişik hava koşulları altında, rakip ve
seyirci etkisine rağmen sergileyebilmesi onun
motivasyonu ile ilgilidir.
Değişik nedenlere bağlı olarak bir davranışta bulunmak
veya bulunmamak, bir işi yapmak ya da yapmamak
motivasyonun hangi yönde ve ne kadar kuvvetli olduğu ile
bağlantılıdır.
Burada motiv, bireyin içinde yaşadığı biyolojik ve
sosyal ortamda varlığını sürdürmeye yönelik
davranışlarının nedenidir.
Motivasyon ise bilinçli ve bilinçsiz, kalıtımsal ve
öğrenilen psikolojik seyir ve durum için kullanılan bir
terimdir.
Kısacası motivasyon, durumun şartları ve motiv
arasındaki oyundur.
Motivasyon performansı olumlu yönde etkileyecek şekilde
kullanabilmek için antrenörün sporcularını yakından
tanıması, onların ilgi ve gereksinimleri konusunda
ilgilere sahip olması gerekmektedir. Bu konuda olanak
var ise bir psikologla çalışmak en yararlı şekildir.
6-Yeterli motivasyon nedir?
Sporcunun fizyolojik ve
psikolojik açıdan yarışmaya hazır olma durumudur.
7-Yetersiz motivasyon nedir?
Burada motivasyon düzeyi düşüktür. Yetersiz motivasyon
durumundaki sporcu keyifsizdir, nedensiz yorgunluk
hisseder, yarışmayı bırakma eğiliminde veya bir an önce
yarışmanın bitmesi isteğindedir. İşte bu ortamda
sporcuda “start tembelliği” söz konusudu
8-Start tembelliği nedir?
Sporcunun bir yarışmada yetersiz motivasyona sahip
olması nedeniyle ortaya çıkan durumdur. Bu arada sporcu
isteksizdir, yarışmayı bırakmak ister, savaşım isteği
yoktur, sahip olduğu motor yetenekleri tam verimi ile
kullanılmaz.
9-Start tembelliğinden nasıl kurtulunur?
Start tembelliği durumundaki bir sporcuda yapılması
gereken ruhsal gerilimi artırmaktadır. Bnun için
psikotonik antrenman uygulanmalıdır.
10-Aşırı motivasyon nedir?
Aşırı motivasyon
durumundaki sporcu sinirli ve telaşıdır. Bacaklarda
halsizlik, ellerde titreme görülebilir. ”Start telaşı”
olarak isimlendiriln bir durum söz konusudur. Sporcunun
davranışlar kontrolsüzdür.
11-Start telaşı nedir?
Sporcunun bir yarışmada aşırı motivasyona sahip olması
nedeniyle ortaya çıkan durumdur. Burada sporcu
kontrolsüz davranış ve aşırı gergin bir davranış biçimi
sergiler.
12-Start telaşından nasıl
kurtulunur?
Start telaşı durumundaki
bir sporcuda yapılması gereken ruhsal gerilimi
azalmaktır. Bunun için psikoayarlama antrenmanı
uygulanmalıdır.
13-Psikotonik antrenman nedir?
Psikotonik antrenman,
sporcuların psikolojik durumunu ayarlamak için kas
tonusunun (geriminin) bilinçli olarak ayarlanması
prensibine dayanır. Uygulamaya bakıldığında bir çok kas
tonusunu ayarlama tekniği vardır. Bunlar sırasıyla,
otojenik antrenman tekniği, progresif (gittikçe artan)
rahatlama tekniği, psikofizik antrenman tekniği, aktif
tonus ayarlama tekniği v. b dir
14-Psikoayarlama antrenmanı nedir?
Psikoayarlama antrenmanı,
sporcuların psikolojik durumunu bir uzman denetiminde ve
onun yönlendirmesiyle ayarlamak için kas tonusunun (geriminin)
bilinçli olarak kontrol edilmesidir. Psikosomatik
problemlerin azaltılması veya yok edilmesi hedeflenir.
Psikoayarlama yoluyla yarışma için uygun zihinsel durum
elde edilebilir, gereksiz enerji kaybı önlenebilir,
sporcuda başarı ile ilgili kendine güven duygusu
geliştirilir.
15-Otojen çalışma (traning) nedir?
Sporcuların
psikolojik yönden yarışmalara hazırlanması içim
kullanılan psikoregülasyon (psikolojik düzenleme)
teknikler içinde en yaygın olanı otojen traning (otojen
antrenman)dır.
Ruhsal ve bedensel gevşemeyi sağlayarak dinlenme
süresini kısaltır. Otojen traning, fazla ışık ve
gürültüden uzak bir odada yatar ya da oturur halde
yapılabilir. Oturur durumda dirsekler dizlerde
dayanmalı, baş öne doğru eğilmelidir.
Daha sonra son derece sakin ve huzurlu olduğu
düşünülerek diğer bütün düşünceler kafadan
uzaklaştırılır.
Ve aşağıdaki sırlanan altı psikofizik alıştırması
uygulanmayı başlanır:
a-Kolların giderek ağırlaştığı ve sıcaklık hissiyle
kaplandığı düşünülür.
b-Bacakların giderek ağılaştığı ve sıcaklık hissiyle
kaplandığı düşünülür.
c-Karın bölgesinin üst kısmının ve giderek tüm vücudun
sıcaklık hissiyle kaplandığı düşünülür.
d-Nefes alıp vermeye dikkat kesilerek, kontrol edilir.
e-Kalp atışlarına dikkat kesilerek düzenliliği kontrol
edilir.
f-Alnın serinlik hissiyle kaplandığı düşünülür.
Otojen training (otojen
antrenman) tek başına uygulamayı öğrenene kadar
deneyimli bir uzman eşliğinde çalışılmalıdır.
16- Biyofeedback(Biyolojik
Geri Bildirme) ile gevşeme
Biyolojik geri bildirme
gevşeme, sporcuların psikoenerji yöntemlerine ve
enerjilerine yaptıkları aktivitelere göre optimal(en
uygun) kullanımlarına yardımcı olur. Eğer sporculardan
üst düzeyde verim almak istiyorsak onların fiziksel ve
psikolojik kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı
olmak gerekir. Sporcular vücutlarındaki gerginliklerle
ilgili yeterli bilgiye sahip değillerse biyolojik geri
bildirimle gevşeme çalışmaları gereklidir. Kas
gerginliğini öğrenmede üç çeşit biyolojik geri bildirim
kullanılabilir.
a-
Deri
sıcaklığı: Deri sıcaklığı genel gerginlik düzeyini
işaret etmede önemli bir göstergesidir. Kaslar gevşek
olduğundan deride daha fazla kan akışı olduğundan deride
sıcaklığı yükselir, kaslar gergin olduğundan deride daha
az kan akışı olduğundan deri sıcaklığı azalır.
b-
Deri
yüzeyinin elektrik aktivitesi: Derideki elektriksel
aktiviteyi ölçen birçok yol vardır. Bunların içindeki en
kullanışlı olan”galvanik deri tepkisi”dir (Galvanic Skin
Responce-GSR). Vücut gergin olduğunda. ter bezleri
gergin kaslarda meydana gelen ısıyı kaybetmek için daha
aktif olur. Deride nem olduğunda elektrik aktivitesinin
bir noktadan, diğer bir noktaya akışı daha
kolaylaşmaktır. GSR ile derideki bir noktadan diğer bir
noktaya olan bir dakikalık elektrik aktivitesi ölçülür.
Bu ölçüm sporcuya işitsel veya görsel uyaranlarla
bildirilir. Sporcular kaslarını gerdirme ve gevşetme
çalışmalarıyla derideki nem oranlarını alçaltıp,
yükseltmeyi öğrenmelidir. Bunun sporcular tarafından
öğrenilmesi çok zaman almaz.
c-
Kasların
elektriksel aktivitesi: Kaslarla çok düşük düzeyde olan
elektriksel aktiviteler”elektromyografi” EMG ile
ölçülerek gerginlik tespiti yapılır. EMG yöntemiyle kas
gerginliği ölçmek özellikle sporcuların özel kas
gruplarında gerginlikler yaşandığında ve GSR ile sonuç
alınmadığında oldukça yararlıdır.
Biyolojik geri bildirimle
gevşeme sportif becerinin öğretimine benzer. Öncelikle
öğretilecek beceri tespit edilmelidir. Öğretilecek
beceri genel kas gevşemesi ile veya özel kas gevşemesi
ile ilgili olabilir. Belirlenen becerinin, biyo geri
bildirimle gevşeme olarak nasıl çalışacağı sporcuya
açıklanır ve gösterilir. Sporcu sakin bir odaya
getirilir, malzemeler tanıtılır ve nasıl kullanılacağı
açıklanır. Sonra sporculara bilinçli olarak deri
sıcaklığının veya GSRin nasıl değiştirilebileceği
gösterilir. Kas kasılmaları biyolojik-geri bildirimle
çalışılacaksa, sporcular EMGye bağlanarak aracın
kullanımı gösterilmelidir. Araçların kullanımı
öğretildikten sonra, sporculardan hayal becerileriyle
gerginliklerini kontrol altına almaları ve isteklerine
göre yönlendirmeleri istenir. Elektronikte bilimsel
gelişmeler, yukarıda sözünü ettiğimiz araçların basit,
kullanışlı, portatif olarak üretilmesini ve bunların
antrenman
Veya yarışmalar sırasında kullanmalarını daha pratik
hale getirmiştir.
17- Zihinsel antrenman
nedir?
Zihinsel antrenman
yapılacak olan hareketin uygulama olmaksızın yoğun bir
şekilde zihinde canlandırılmasıdır. Vücut bilinçli
hareketlerinin tamamında beynin verdiği emirlere uymak
durumundadır.
Bu yüzden zihinsel antrenman, fiziksel antrenman ile
birlikte düşünülmeli ve antrenman programları kapsamında
mutlaka yer almalıdır.
Bir hareketin zihinde canlandırılması sırasında ilgili
kaslarda, o hareketin uygulamalı olarak yapıldığı zaman
olduğu gibi elektrik akımlarının oluştuğu tespit
edilmiştir.
Bu yüzden sporcuların kendi spor dallarında öğrenmek
veya geliştirmek istedikleri becerileri doğru şekliyle
zihinde canlandırmaları, daha çok tekrar yapmalarını
sağlayacağı için yararlıdır.
Hareketi durmadan, korkmadan doğru ve akıcı bir şekilde
zihinde canlandırma uygulamalı olarak yapmaktan daha
kolaydır. Hareketin mükemmeliği zihinde sağlandıktan
sonra ise bunu pratikte gerçekleştirmek kolaylaştırır
Bu nedenle zihinsel
antrenman koordinasyon gelişimde etkili bir yöntemdir.
Ayrıca zihinsel antrenman sporcunun yapacağı hareket
yoğunlaşmasını engelleyen faktörleri ortadan kaldırarak
konsantrasyonu sağlamaktır. Zihinsel antrenman spora
yeni başlayanlarda de ileri düzeydeki sporcularda da
rahatlıkla uygulanabilir. Sporcunun uygulayacağı teknik
ve taktik karmaşıklaştıkça zihinsel antrenman daha da
önem kazanır. Zihinsel antrenmanın uygulanmasını sporcu
aşağıdaki basamakları izleyerek kolayca öğrenebilir.
a-Rahatça oturarak veya uzanarak gözler kapatılır ve
birkaç kez derin nefes alınıp vücut serbest bırakılır.
b-Ayaklardan başlayarak yukarı doğru vücut parçalarının
rahatlamaya başladığı ve bir sıcakla çevrelendiği
düşünülerek hissedilir.
c-Zihin sorunlardan uzaklaştırılıp, yapılmak istenen
hareket ve yarışma pozisyonu hayal edilir.
d-Zihinde canlandırılan hareket net ve ayrıntılı olarak
düşünülerek, bu esnada ne hissedildiği ve nasıl
davranıldığı yaşanır
e -Hayal edilen harekette sporcu kendini her zaman
başarılı olarak düşünüp görmelidir,
f -Hareketin mükemmel olarak yapıldığı zihinde
canlandırıldıktan sonra sporcu başarılı olduğunu ve
uyguladığı hareketi kusursuz olarak yaptığını kendi
kendine söylemelidir.
g. -Birkaç derin ve yavaş nefes aldıktan sonra gözler
açılır
i -Zihinsel antrenman günde –2-3 kez uygulanır ve
başlangıçtan itibaren yararı giderek daha etkili ve
çabuk hissedilir.
18- Meditasyon nedir?
Meditasyon konsantrasyonu
geliştiren bilinçli bir zihin çalışmasıdır. doğu
kültüründe günlük yaşamın bir parçası olan meditasyon,
günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde kullanılır.
Meditasyon yoluyla rahatladıkları, daha huzurlu ve mutlu
oldukları bilinmektedir.
Spora meditasyon kendine
güvenme motivasyonu yükseltme olumlum düşünce geliştirme
ve stresi azaltarak ideal performansa ulaşmak amacıyla
zihinsel antrenman olarak kullanılmaktadır.
Meditasyon kolaylıkla
herkes tarafından uygulanabilir. Etkili olabilmesi için
günde en az iki kere mümkünse aynı saat ve aynı yerlerde
tekrarlanmalıdır. Meditasyona skin bir ortamda ve rahat
bir pozisyonda derin nefes alıp vererek başlanır. sembol
olarak bir obje veya sözcüğe yoğunlaşılır. Meditasyon
yapılırken uykulu durumda olmamalı zihni berrak
olmalıdır
19- Sibervizyon nedir?
Gelişmiş ülkelerdeki spor
psikologlarının, sporcuların performansını geliştirmek
amacıyla kullandıkları zihinsel tekniklerden biridir.
Özellikle gelişme dönemindeki sporcularda son derece
faydalı bir tekniktir.
Bu teknikle ilgili spor
dalındaki şampiyonlardan biri model olarak alınır.
Zihinde o sporcu canlandırılır. Hareketleri, tekniği,
başarıları canlıymış gibi net ve parlak görülür. sporcu
belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra model aldığı
sporcu yerine kendisini koyarak düşünür.
Aynı mükemmel teknik ve
başarıları kendinin sergilediğin, zihinde canlandırılır.
Böylece kendine güvenme,
kendi hakkında olumlu düşünceler geliştirme,
başaracağından emin olma gibi duygular hakim olmaya
başlar.
20- Swish (değiştir)
tekniği nedir?
Sporcu ancak kendine
güvenli, rahat ve olumlu düşüncelere sahip ise ideal
performansını sergileyebilir. Bunun yoluda kendini
rahatsız eden düşüncelerden ve davranışlardan
kurtulmasından geçer.
Swish tekniği insanın
mükemmel davranışı gerçekleştirmek amacıyla kendi
kendine iletişim kurmasına dayanan NLPde (Neuro
Linguistic Programming) kullanılan bir tekniktir.
Bunun için sakin bir
ortamda rahat bir şekilde oturulur. Sporcu beğenmediği,
değiştirmek istediği durumunu veya davranışını zihinde
canlandırır (olaylara çabuk sinirlenmek veya yanlış
yaptığında kendi kendine kızmak gibi). Bu hayali
zihnindeki ekranının sol üst köşesinde büyük ve net
olarak yerleştirir. Sonra sahip olmak istediği durumu
veya davranışı zihninde canlandırır. (Sakin olmak
hatalara rağmen kendine güvenini kaybetmemek,
başaracağına inanmak gibi). Bu hayali de zihnindeki
ekranın sağ alt köşesine küçük ve net olmayan şekilde
yerleştirir. Daha sonra da soldaki görüntüyü giderek
küçültüp kaybederken, sağdaki olumlu ve istenen
görüntüyü büyütüp, net ve parlak bir şekilde tüm zihin
ekranına yerleştirir. Bu anda büyük bir başarı elde
etmiş gibi sevinçle görüntüyü hissederek ve duyarak
pekiştirmeye çalışır.
Bu çalışmanın her
seferindeki birkaç kez ve sanki gerçekten
yaşıyormuşcasına hissedilerek yapılması gerekir. Etkisi,
şaşırtıcı şekilde olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.
21-
Duyguların
performansa etkisi nedir?
Duygular sözle
anlatılması güç olan ve coşku, sevinç, neşe, kızgınlık,
öfke, hiddet, endişe, korku v. b isimlerle anılan
yaşantıları kapsar. Duyguların bilinçli olarak
yönetilebilmesi için antrenman planlaması sırasında ele
alınması gerekir. Duyguların kontrol altına alınmasından
kasıt, onların bastırılması değildir. çünkü duygular
deneyim ve öğrenme süreçlerinin kontrolü altındadır,
Duygularını tanımayan ve yönetemeyen sporcu, sahip
olduğu gerçek performans düzeyini sergileyemez.
Sporcunun duyguları
kendine yönelik olabilir. Genellikle genç sporcular bir
yandan yetersiz kendine güven, bir yandan da beğenilme,
kabul görme isteği arasındaki farklılık düşük performans
ortaya konmasına neden olabilir. Burada sporcu o gün
havasında olmadığı ya da her şeyin ters gittiği gibi
ifadelere olası başarısızlığına kılıf hazırlamaya
çalışır. Başta bir şekilde sporcu duygularını çevredeki
kişi ve olaylara yöneltebilir. Sporcu hava durumunu,
zemini i, ulaşım koşullarını, yakım arkadaşlarının
yaptığı hataları kendi başarısızlığının nedeni olarak
gösterebilir. Hayal kırıklığı ve teslimiyetin sonucu
şansızlıktan kurtulamamak olarak açıklayabilir.
Bu noktada antrenöre
büyük görev düşmektedir. Antrenör sporcunun duygularının
yarışmandan önce ortaya çıkmasına olanak sağlayacak
planlamalar yapılmalıdır. çünkü, kişisel farklılık
nedeniyle sporcuların duygusal yönelimleri ve bunların
yönetimi farklı olacaktır. Bunların yarışma sırasında
tespit ederek çözümlemek olası değildir.
Sporcunun duyguları neşe,
endişe veya kızgınlık düzeyinde ise gösterdiği tepkiler
performansını engelleyecek aşamada değildir. Antrenör
sporcuya açıklayıcı konuşmalar yaparak veya örnekler
göstererek ona yardımcı olabilir. Ancak bu duyguların
alışkanlık haline gelmesi, yarışmanın hafife alınması ve
önemsenmemesine yol açacağından göz ardı edilmemelidir.
Sporcunun duyguları
sevinç, korku veya öfke düzeyinde ise dikkati,
koordinasyonu ve taktik davranışları olumsuz yönde
etkilenelebilir. çünkü bu duygular sporcunun yarışma
için hedeflediği teknik ve taktik davranışlarının
önemini kaybetmesine yol açar. Kendisine faul
yapıldığında veya rakip öne geçtiği durumlarda sporcu
yukarıdaki duyguların etkisinde ise rakibine düşmanca
duygular sergileyebilir veya yarışmayı kazanma ümidini
kaybederek çaba göstermekten vazgeçebilir. Ya da yarışma
sırasında bu duygularla hareket eden sporcu, eğer
yarışmada iyi durumda ise erken sevinç nedeniyle teknik,
taktik davranışı önemsemeyerek sürpriz yenilgiler
alınmasına yol açabilir. Antrenör iyi gözlem yaparak
sporcunun bu duygularını hemen tespit edip algılama,
düşünme ve karar vermesinde bilinçliliğin devamını
sağlamalıdır.
Sporcunun duyguları
coşku, dehşet veya hiddet düzeyinde ise başta düşünme ve
algı yeteneği olmak üzere pek çok zihin fonksiyonu
zayıftır ve hareketlerini bilinçli olarak
gerçekleştirmesi olası olmaz. Sporcunun sahip olduğu
psiko-fizik denge durumuna kavuşması için yoğun
duyguların ortadan kaldırılması gerekir. Aksi takdirde
sporcuya oyunda tutmaya devan etmek ve sonuç beklemek
büyük hata olur.
22-
Sporcuya
duygusal yardım nedir?
Sporda, hemen her durumda
duygusal açıdan yaklaşılabilir ve eğer doğru yöntemler
kullanılabilirse sporcunun duygularını tanıması ve
kontrol etmesi öğretilebilinir.
Duyguların önemli bir
özelliği var olan durumun algılanmasına bağlı olarak ve
subjektif yargılama sonucu ortaya çıkmasıdır.
Bu nedenle antrenör
yarışmada yaşanan durumları, antrenman planlaması
sırasında benzer şekilde yaratarak, sporcunun
deneyimlerini artırmalı ve olumlu duygular, doğru
algılama, mücadele isteği uyandırmayı sağlayarak,
olumsuz tepkileri başından engellemelidir. Bunun içinde
öncelikle yapılacak olan antrenörün anlayışlı ve güven
verici davranarak sporcunun duygularını rahatlıkla
açıklayabileceği bir iletişim kurmasıdır.
Sporcuya yanlış
tepkilerde suçlamak ve yapması gereken doğruyu söylemek
yerine davranışının nedenini bulma konusunda yardımcı
olmak gerekmektedir. Genellikle sporcuda neden gereken
yere pas vermediğini, uygun pozisyonlarda atış
yapmadığını yada belirli durumlarda tereddütler
yaşadığını açıklamakta güçlük çeker. çünkü kendisi de
nedenin farkında değildir. Bunları anlamsını sağlamak,
benzer durumlarda, başka sporcuların duyguları hakkında
bilgi vermek ve sonuçtaki değişik olasılıkları
sıralayarak sporcuyu bilinçlendirmek gerekir. Sporcudan
yapmasını istediğimiz teknik ve taktik hareketleri bir
başka sporcuya yaparken gözletmek, istenenin zor
olmadığını anlamasını sağlar. Ayrıca sporcunun hayran
olduğu ve örnek aldığı birini izlemesi sağlandığında, o
sporcuya güçlü bir duygusal bağ kurulacağından henüz
kendisi o kapasitede olmasa da spor yaşamı boyunca
olumlu etkilenecektir. Bu durum özellikle ergenlik
dönemi sporcularında görülür.
Sporcunun kendine,
arkadaşlarına ve antrenörüne güven duyarak mutluluk
içinde hareket etmesi sağlanmalıdır. Bunları
sağlayabilecek bir antrenörün öncelikle kendi
duygularını tanıma ve yönlendirme konusunda yeterli
olması gerekir, duyguların bulaşıcı olduğu
unutulmamalıdır.
Sporcunun hedeflenen
sonuçlara ulaşabilmesi için uzun ve yorucu
antrenmanlarla dış fiziksel engelleri aşması daha güçlü
daha çabuk ve daha mükemmel teknik taktik davranabilmesi
için uğraşılmaktadır. Oysa sporcunun yorgunluk,
isteksizlik, kendine güvensizlik gibi iç psikolojik
engelleri aşmadan duygularını tanıyıp, yönlendirebilme
yeteneğini geliştirmeden yapılan çalışmalar her zaman
antrenörleri hayal kırıklığına uğratabilir.
Bu nedenle duygusal
eğitime çocuk ve gençlerin fiziksel antrenmanlara
başladıkları ilk andan itibaren başlamak gerekir. Bu da
antrenörün antrenman planlaması yaparken fiziksel ve
psikolojik hazırlıkları birlikte düşünmesi ve
uygulanması anlamındadır.
23-Stres nedir?
Organizmanın ruhsal ve
bedensel olarak zorlanması sonucu ortaya çıkan bedensel,
zihinsel, psikolojik ve davranışsal rahatsızlıklar
şeklinde ortaya çıkan durum stres olarak adlandırılır
24-
Stresin
performans üzerinde etkisi nedir?
Her insan belirli
durumlarda kaygı duyar. Bu normaldir ve kendini koruması
ya da ulaşması için gereklidir.
Ancak kaygı uzun süreli
ve yoğun yaşandığında strese dönüşür. Kaygı, olayları
algılama durumuna bağlı olarak farklı düzeylerde
yaşanır. Bazıları kişilik özelliği olarak kaygı duymaya
meyillidir. Bu kişilerin belirli durumlarda yaşanacak
olan kaygıyı daha yoğun yaşadıkları görülmektedir.
Ayrıca duruma bağlı
olarak yaşanan kaygının yaş ve tecrübe ile de ilgili
olduğu bilinmektedir.
Bilindiği gibi stres
organizmanın ruhsal ve bedensel olarak zorlanması sonucu
ortaya çıkan bedensel, zihinsel psikolojik ve
davranışsal rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkan
durumdur. Milyonlarca insana bir anda coşku ya da hüzün
yaşatabilen spor müsabakalarında başrolü oynayan sporcu
da hem bedensel hem ruhsal olarak yoğun yüklenmeler
altındadır. İstenen performansı sergileyebilmek için,
uzun süreli antrenmanlara katlanmak zorundadır. Özel
yaşamı dahil her hareketi kontrol altında tutulan
sporcudan tek istenen kazanmaktır. Her yarışma sporcu
için sosyal ve ekonomik açıdan büyük önem taşır. Böylesi
bir ortamda sporcunun fiziksel özellikleri ne kadar
mükemmel ve geçirdiği antrenman süreci ne kadar kusursuz
olursa olsun başarıya ulaşması stresle başa çıkabilme
yeteneğine bağlıdır.
Stres altındaki bir
sporcuda şu değişiklikler görülür.
Fizyolojik olarak kan
basıncını (tansiyon arteriyel), kas gerginliği(gerim/tonus)
ter bezi faaliyetlerinin ve kalp vurum sayısının (pulse/nabız)arttığı
görülür. Solunum (respirasyon) sıklaşır ve
gözbebeklerinde büyüme olur. Beyine ve kaslara daha
fazla oksijen gerektiği için kanda alyuvarlar
(eritrosit) sayısı artar, iç organlardaki kan miktarının
azalması nedeniyle sindirim yavaşlar, zihinsel olarak
dikkat azalır, algılamada yanılgılar ve unutkanlık
görülebilir. Psikolojik olarak güvensizlik hisseder,
huzursuz ve karamsardır, yetersizlik duygusuna bağlı
olarak korku başlamıştır. Bütün bunlar antrenman veya
yarışma sırsında sahip olduğu performansı
sergileyememesine neden olur. Konsantre olamaz,
koordinasyon bozulur, teknik ve taktik hareketlerde
hatalar sergiler.
Sporcuların kişilik
özelliklerini iyi bilen bir antrenör, sporcunun bu
durumunu hemen tespit edebilir ve stresle başa
çıkabilmesi için yardımcı olur. Aksi halde kendisi de
sporcunun beklenmedik hataları karşısında acımasıza
eleştirip normal performansını gerçekleştireceği
beklentisiyle oyun içinde tutmaya devam edecektir. Bu da
sporcunun stresinin artmasına neden olur.
Stresle başa çıkma
yolları arasında insanlar en çok önerilen fiziksel
egzersizler sporcuda stresin kaynağı olduğu içi geçerli
değildir. Bunun yerine doğru nefes alma egzersizleri
biyolojik geri bildirim, otojenik gevşeme, progresif
gevşeme uygulamaları ve pozitif düşünmeyi sağlayacak
zihinsel çalışmalar yapılmalıdır
25-
Yerkes –Dodson yasası nedir?
Ters çevrilmiş “u”
hipotezi olarak bilinir. Bu hipoteze göre sporcunun
istenen performansı sergileyebilmesi için uygun bir
uyarılmışlık dolayısıyla belirli bir gerginlik düzeyinde
bulunması gerekir. Bu düzeyin altı ve üstü performansı
gerekir. Bu düzeyin altı ve üstü performansı olumsuz
yönde etkiler Yerkes ve Dodso (1908) fareleri kullanarak
bu hipotezin deneysel doğruluğunu kanıtlayan ilk
kişilerdir.
Burada düşük uyarılmışlık
iki durumda görülür. İlki genele sporcunun kendinden çok
güçlü rakiplerle karşılaşması durumunda ne yaparsa yapsa
da kazanamayacağına inandığı durumdur. İkincisi ise
rakibin kendisinden çok zayıf bulduğu ve rahatça
kazanacağına inandığı durumdur. Her iki durumda da
sporcu yetersiz uyarılma sonucu başarısız olacaktır
Aşırı uyarılmışlık
durumunda ise sporcu sonuca yoğunlaştığı ve sadece galip
gelmeyi düşündüğü için normal performansını
sergileyemez. Aşırı gerginlik, güvensizlik ve korku
doğurur. Bu durum yine başarısızlık getirir.
26-
Sporcu ile
iletişim nasıl olmalıdır?
Sporcular yüksek
performans hedefleyen uzun ve yorucu yolda başta
antrenörler olmak üzere kulüp idarecileri izleyiciler,
basın, takım arkadaşları ve doğal olarak ailesinden
destek görmek ister. Olumlu ve etkili bir iletişim
pozitif düşünme, güven duyma, doğru davranışları
pekiştirme ve övme hatta ödüllendirme ile olur. Etkili
bir iletişim ise sözlü olduğu kadar sözsüz
mesajdır(jestler, mimikler, el-kol hareketleri v.
b)önemini bilerek doğru ve yerinde kullanmaya dayanır.
Ayrıca etkili bir iletişim için gönderilen mesajlar,
doğru bir şekilde algılanabilmelidir.
Genelde antrenörler
sporcularına sürekli talimatlar gönderir. Ne yapması
gerektiği ve yapmaması gerektiği ne yemesi gerektiği ne
zaman yatması gerektiği v. b ama sporcuyu nadiren
dinlerler. Oysa sporcular görev ve sorumlulukların
farkındadır. Hiçbir sporcu başarısız olmak istemez.
Başarısızlık durumunda hatalarını bilirler. Hataların
nedenlerini açıklayacak durumdadırlar. Antrenörlerin
sadece kendileri konuşmak yerine sporcuyu dinlemeye de
önem vermeleri gerekir. Sporcu kendi tespitleri ve kendi
düşüncelerine önem verildiğini hissetmelidir. Sporcuyla
iletişim kurma, olumsuzluklarını söyleyerek yermeye
değil, bilgi vermeye yardım etmeye kendine güvenini
pekiştirmeye yönelik olmalıdır.
27-
Biyoritm
nedir?
Günümüzde antrenman
programları uygulanırken ya da müsabık takım listesi
belirlenirken göz önünde olan konulardan biride
sporcularının biyoritm eğrileridir. Biyoritm eğrileri
fiziksel duygusal ve düşünsel sistemleri yöneten enerji
dalgalarının seyrini gösterir. Her organizma fiziksel,
duygusal ve düşünsel olarak periyodik bir dalgalanma
içinde canlanma ve dinlenme evreleri geçirir
Bu konu 20. y. y
başlarından itibaren tıp, hava ve kara trafiği, sanayi,
sigorta ve giderek spor alanlarında dikkate alınmaya
başlanmıştır. Bu alanlarda yapılan pek çok araştırma,
alınan sonuçların biyoritm grafiklerinin durumları ile
yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Fiziksel devre 23 gün
sürer. Bu sürenini ilk yarısında fiziksel güç ve
dayanıklılık yüksektir. İkinci yarısında ise fiziksel
kapasite düşük olduğundan organizma çabuk yorulur. Hal
böyle ise sporcunun durumunu bilerek değerlendirmek,
yüklenme yoğunluğunu azaltamayacağımız bir zamanda ya da
müsabakada ise uygun ilaçlarla destekleyerek, hasta
olma, sakatlanma v. b riskleri azaltmak gerekir.
Duygusal devre 28 gün
sürer. Bu sürenin ilk yarısında sinir sistemi ile ilgili
sevgi, zeka, duygu gibi durumlar olumludur. İkinci
yarısında ise sinirli, alıngan davranışları bakımından
olumsuzdur. Bu durumlarda sporcuya karşı tahammül
gösterip, anlayışlı davranmak ve motive etmek için uygun
yolları seçmek gerekir.
Zihinsel devre 33 gün
sürer. Bu sürenin ilk yarısında kişi öğrenmeye daha
yatkındır. Kolay kavrar ve net düşünebilir, hafıza iyi
çalışır. İkinci yarıda ise düşünme kapasitesinin tamamı
kullanılmadığı için öğrenme zordur. Yaratıcı düşünemez
ve çözüm yolları bulmada güçlük çeker. Bu durumdaki
sporcunun özellikle süratle devam eden müsabaka içinde
zekice ve çabuk kararlar vermesi beklenmemelidir.
Her üç devrenin birini,
sonuncu ve ortasındaki günler kritik günlerdir. Bu
günlerde kişinin özellikle dikkatli olması mecbur
kalmadığında önemli kararlar almaması, önemli ve yeni
denemelerde bulunmaması gerekir. Özellikle fiziksel
devrenin kritik günü çakışan diğer kritik gün var ise
“ikili kritik gün”oluşmuştur. Ve son derece riskli bir
durumdur. Araştırmacılar böyle ikili kritik günlerin
yılda en çok altı kez ortaya çıkabileceğini ve bu
sayının azlığının şans olarak görülmemesi gerektiğini
belirtmektedirler.
Biyoritmik devrelerin
grafiğini çıkartmak için kişinin doğduğu günden itibaren
biyoritmi görülmek istenen aynı ilk gününe kadar
yaşadığı süre bulunarak bazı hesaplar yapılır.
Bu hesaplamaların pratik
olarak yapılabilmesi için geliştirilmiş tablolar
bulunmaktadır. Ancak biyoritmin kullanımının,
yaygınlaşmasına bağlı olarak hazırlanan bilgisayar
programları en kısa yoldur.
Doğum tarihi ve istenen
tarih bilgisayara girildiğinde ekranda her üç devrenin
grafiklerini görmek mümkün olmaktadır.
28-
Circudian ritm nedir?
Circudain ritm, günün 24
saati içindeki pek çok fizyolojik ve psikolojik
süreçteki ritmlerin tümüdür.
Bunların nöro-müsküler
(sinir-kas) koordinasyon, fiziksel çalışma kapasitesi (PWC-Physical
work capacity) reaksiyon süresi (reaction time) kas
dayanıklılığı, kavrama kuvveti, ana eklemlerdeki
hareketlilik, vücut ısısı, kalp vurum sayısı, kan plazma
volümü, oksijen kullanımı ve protein konsantrasyonu v. b
Literatürde 24 saatlik
bir gün süreci içinde bir süre yüksek verim ve yavaşlama
gösteren üçyüzbinin üzerinde fizyolojik fonksiyon olduğu
görülmektedir. Antrenman planlanırken bu konu göz önüne
alınmalıdır.
Acil enerji kaynağı olan
karaciğer glikojen deposu sabahın geç saatlerinde en
yüksek düzeydedir. Gecenin ortasına doğru da azalmaya
başlar.
Zorlu egzersizlerin
şiddetine vücudun şiddetine adaptasyonunu sağlamak için
kas tonusu ve kuvvetine etki eden endokrin sisteminde
özel circudian ritmleri vardır.
Bu tür etki gösteren
hormonları başında kortisol gelir. Kortisol her sabah
uyandıktan sonra maksimum düzeye çıkar ve akşam minimum
düzeye iner.
Yorgunlukla yakından
ilgili bir hormon olan melatonin yemek yeme
alışkanlıkları ile gece ve gündüz siklusuna bağlıdır.
29-
Jet Lag
(zaman değişimi)sorunu nedir?
Jet lag belirli zaman
farklılıkları olan bölgeler arasında yapılan uçak
yolculuğu sonrası ortaya çıkan fiziksel ve mental
(zihinsel) uyumsuzluk sorunlarıdır. Ani zaman değişimi
içsel vücut ritmlerini etkileyerek, karışıklık yaratır.
Özellikle doğu ve batı yönünde uzun uçuşlar yapılmış ise
uyuma ve uyanık olma siklusu bozulduğundan meydana gelen
fizyolojik değişiklikler sonucu jet lag oluşur.
Bunun sonucunda
yorgunluk, depresif (saldırgan) duyguların oluşması, baş
ağrısı, konsantre olamama, iştah kaybı, uyku bozukluğu,
kuvvet kaybı ortaya çıkar.
Vücudun eski durumuna
kavuşması ve eski ritmini yakalaması için birkaç gün
gerekebilir.
Jet lag, bireyleri farklı
derecelerde kavuşması ve farklı şekillerde etkiler. Bu
etkilemede çeşitli faktörler söz konusudur. Bu faktörler
şunlardır:
a. Yaş, b. Önceki uyku alışkanlığı, c. içe/dışa dönük
kişilik.
Burada uyum süresi uçuş yönüne bağlıdır.
Batı yönüne doğru yapılan
bir uçuş sonrası uyum, uçulan iki yer arasındaki saat
farkının yaklaşık yarısı kadar bir sürede
sağlanabilmektedir. Doğu yönünde doğru yapılan uçuşta
ise uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının 1. 5
‘e bölümü sonucu ortaya çıkan sürede gerçekleşir. Kuzey
veya güney yönüne doğru yapılan uçuşlarda bu uyum, bir
duş alınarak, yemek yenilerek ve kısa bir uyku ile
sağlanabilmektedir. Bu nedenle ülkemiz koşullarında
özellikle Amerikadan gelen oyuncularda bu konu göz önüne
alınmalıdır.
Onların uçuş yönü batıdan
doğuya doğru olduğu için en az iki ülke arasındaki saat
farkının 1. 5e bölümü sonucu ortaya çıkan süre, o
sporcunun uyumu için gerekir. Bu konu uluslararası
yarışmalarda ülkemizi temsil eden takımların veya
sporcuların deplasmanlarında da geçerlidir. Burada uçuş
yönleri, süreleri ve saat farklılıkları göz önüne alınıp
ona göre seyahatler ve günlük programlar yapılmalıdır.
Bu tür seyahatlerden bir gün önce sporculara
karbonhidrat yönünden zengin besiler verilmelidir. Uzun
uçuşlar sırasında sporcuların dehidratasyonlarına (su
kaybetmelerine) engel olmak için meyvesuları,
madensuları içmeleri sağlanmalıdır. Sporcuların bu tür
seyahatlerde dehidrata(su kaybı) neden olabilecek ve onu
artırabilecek çay, kahve ve alkol gibi içeceklerden
kaçınmalarına dikkat edilmelidir.
30-
Spor
yaralanmalarının psikolojik yönleri nelerdir?
Spor yaralanmalarının
oluşum nedenlerinden biride psikolojik nedenlerdir. Bu
durumun bilinmesi ve ortadan kaldırılması spor
yaralanmalarındaki bir oluşum nedenini ortadan
kaldırabilir.
Sporcunun zaman zaman
ortaya koyduğu kontrolsüz, saldırgan ve riskli
davranışlarının nedenlerini içşartlara (psikofizik)
bağlamak gerekir.
Kendisi yarışmanın
heyecanına kaptıran sporcu, objektif olarak algı alanı
içinde olmasına rağmen, bazı sakatlayıcı unsurları
görmeyebilir. Bu da gerek rakip, gerekse sahadaki bazı
maddelere çarpmasına neden olabilir.
Spor yaralanmalarının
meydana gelme olasılığını artıran kişilikle ilgili
psikolojik durumları; duygusal nedenler, zihinsel
nedenler ve sensomotrik (duyu-hareket) nedenler olarak
üç ana başlıkla altında toplayabiliriz.
Duygusal nedenler:
Saldırganlık, korku, hırs, rekabet, psikolojik yüklenme
ve duygusal çatışmalardır.
Zihinsel nedenler: Algı
bozukluğu, zihinsel yüklenme, tehlikeyi göze alma
yatkınlığı ve zihinsel çatışmalardır.
Sensomotorik nedenler:
Yorgunluk, duyarsızlık,, kondisyon eksikliği ile güdü ve
beceri arasındaki uyumsuzluk olarak ele alınabilir.
Başarısızlıktan duyulan
toplumsal korku sürekli takımda kalabilme çabası içinde
olan sporcunun sözü edilen bu nedenlerle başa
çıkabilmesi için antrenörünün bilinçli bir yönlendirme
ve idaresine gereksinim vardır.
KAYNAKLAR
1-Anshel, M. H:
Sport Psychology, from Theory to Practise.
Publishers Scottsdale, Arizona. 1990.
2-Başer, E:
Uygulamalı Spor Psikolojisi. Milli Eğitim Genclik ve
Spor Bakanlığı. Yayın no: 31,
Ankara. 1986.
3-Baumann, S:
Praxis der Sportpsychologie. çeviren: İkizler C. H.,
Özcan, A. O. ”Uygulamalı Spor
Psikolojisi”Alfa Basım Yayın Dağıtım, İstanbul, 1994
4-Biçer, T:
Doruk Performans. Sistem Yayıncılık. İstanbul. 1996.
5-Frester, R:
İdeomotorisches Training im Sport. Ein Beitrag zur
trainingsintensivirung und Erhöhung
der Wettkampsstabiliteit bei sportlern oder technischen
und Schnellkrafs Sportarter,
Beitraegen zur Psychologie, Sport Verlag, zur Berlin.
1974
6-Gould, D:
Applied Sport Psycology. Mayfield Publishing Company.
California. 1986
7-Koç, Ş:
Spor Psikolojisine Giriş. Saray Tıp Kitabevleri,
İzmir. 1994
8-Luehr, J. O:
Mental Taughness Training for Sport. The Stephen
Greene Press. 1986
9-Martens, R:
A Coaches Guide to Sport Psychology. Human Kinetics
Publishers. Compain. İllinois. 1987
10-Martens, R:
Successful Coaching. Second edition. Leisure Press.
Champaign. İllinois. 1990
11-Oka, N:
Biyolojik Ritm Nedir ve Askeri Alanlarda Nasıl
Kullanılır?Ankara. 1987
12-Özbaydar, S:
İnsan Davranışının Sınırları ve Spor Psikolojisi.
Altın Kitaplar Yayınevi. İstanbul. 1983
13-Öztürk, F:
Sporda Stres. Özsan Matbaacılık Sanayi. Bursa. 1991
14-Thomas, A:
Einführung in Die Sportpsychologie. Verlag für
psycologie. Dr. C. J. Hogrefe. Göttingen. 1978
15-Vernacchia, R:
Applied Sport Psycology Services For Track and Field
Coach and Athletes. Track and
Field Quarterly. Spring. 1992
16-Volkamer, M;Jessen, K;Medler, M:
Formen und Möglichkeiten des Mentales Trainings.
Leistungsport, Wilhelm Limpert
Verlag Gmbh, Frankfurt/mein. 1971
17-Weinberg, R. S:
The Mental Advantage.
Leisure Press. USA. 1998
|